2 Mayıs 2008 Cuma

Off sabaha yetiştirmem gereken 2 proje var

Aslında Mert in bilgisayarla oynamasına çok karşıyım. Onu nekadar uzak tutarsam
o kadar iyi olur kanaatindeyim. Zaten biraz daha büyüyünce beni dinlemiyecektir.
Böyle olmasına karşın bile fırsatını yakaladığı zaman soluğu bilg. önünde alıyor
şimdiden mouse kontrolü mükemmel,istediği dosyayı açabiliyor zamane çocukları
bunlar şimdiden böyle olursa büyüyünce nasıl olurlar bilemiyorum :)

1 Mayıs 2008 Perşembe

23 Nisan Bugün...

23 Nisan Bayramına katılamasak da akşam yapılan kutlamalarda yerimizi aldık.
Nilsu ve Mert Eylem in konserinde çok eğlendiler.

Burada da konserden ve kalabalıktan sıkılan ve
kapalı markete camından girmek isteyen bir yaramaz görülmektedir.

Konserden sonra eve giderken kısa bir çay molası verdiğimiz park
( Burada da hiç rahat durmadık nilsu ve ben hep peşimizden koştular :) )

29 Nisan 2008 Salı

Edirne' deyim.

Edirne de bir havuz.
Mimar Sinan.



- Aaaa tavuk kuşu mu bu anne?


Yorgunluktan çimlerin üzerinde dinlenen yaramaz.

Bu da tatliş oğluşum istediği için Selimiye camisinin bahçesinde çekildi.
Özellikle o ağaçların altına geçip poz verdi.
Amanda nekadar da şeker çıkmış benim minnoşum. :)P

Selimiye Camii


Çarşısından Selimiye ye giriş


Avludan bir görüntü

Caminin içi gerçekten çok eşşiz bir mimari.

Selimiye nin bahçesinde ki islam müzesinde bulunan
Kuran'ı Kerim okuyan hafızlar.

Gezi fotoları devam :)


Burasıda Kırklarelinin meydanı soldan sağa: Rıfat abim, Gözde ablam,Dayım ve Annem var
birde tabiki de ben..























Mert sonunda yılın ilk dondurmasıyla tanıştı ve görüntüden de anlaşılacağı üzere
burnunu batıra batıra külah dahil olmak üzere yedi :)






Kırklareli deki bir parkta bulunan bu küçük ev öyle hoşuna gitti ki benim afacanımın, ordan çığlıklarla ayrılabildik. Tabiki bu zoraki ayrılışın bizim tüm günümüzü berbat edebileceğini bilemezdik.

Teyze ya niye öyle bakıyorsun bana ya, kimsin sen.
Bak konsantre olup bir kayamadım ya.




Bu 2 fotoda da zorlada olsa objektife baktırılabilmiş bir Mert var.
Ne zor çocukların resmini çekebilmek. Özelliklede çektirmek istemeyenlerin







Anne : Mert sümüklü böcek olmuşsun önce silelim burnunu sonra çekerim seni oğlum.
Mert: Bat şiiiydim işte, böle olumuu?
Anne : Olmazmı hiç :)





Dayım dedemin minübüsünün arkasına benim adımı yazmış ee önünde poz vermemek olmaz değilmi ama :)P








İşte benim rıfat abim (teyzemin oğlu) o şuanda asker ama artık çok az kaldı bitmesine 10 gün falan :))








Burası Kırklareli Rıfat abimi görmeye geldik bütün aile. Annemler kahvaltı hazırlığı yaparken ben biraz yürüyüş yapayım bari.




Aaaa karınca gördüm ( Mert in tabiriyle ; anneeee ne bunlar, kim bunlar, kamırca mı? )





Mert :Üstüne başimmm mi?

Anne: Hayır oğlum olurmu yazık,günah.

Mert: Başarım anne bişey omass.

Ve karıncalar üzerine basılmaktan kurtulsa da yuvalarının üstünün taşla kapanmasını engelleyemezler.(sonra annesi tarafından kurtarıldılar.)





Ve işte bir işi yanlışda olsa yapmış olmanın verdiği haz........

28 Nisan 2008 Pazartesi

Gezi Fotoları


Blok olayını çok sevmeme rağmen, işten güçten zaman ayırıp bir türlü gerekli güncellemeleri yapamıyorum. Malesef işten geldikten sonra eve ve oğluma yetişemiyorum, hep koşturmaca şeklinde devam ediyor günlerim. Hafta sonları ona keza temizlikti, yemekti, oyundu sürekli aynı tempo. Neyse ki; işten biraz zaman buldum şu geçen hafta sonu yaptığımız kısa trakya turunun fotolarını ekleyivereyim :P






Cumartesi akşamı: Annane,dede ve dayımızı bekliyoruz birazdan bizi almaya gelecekler ve teyzemizin oğlu Rıfat ı ( Asker )görmeye kırklareline gideceğiz. Çok sıkıntılı bir akşam geçirdik o akşam önce yemek yerken Mert ekmeği fazla ısırdığı için yutamadı ve kustu. Halılar silindi. Daha sonra hadi çocuğun midesinde bişey kalmadı biraz muhallebi hazırlayayımda arabada uyurken biberonla içireyim dedim amaaaa benim yaramaz minnoşum ocağın üstünde o kadar çok dikkat etmeme rağmen kaseyi çekmeye çalıştı onu ittirdim ben kaseyi kucakladım ve olan oldu kaynamakta olan tüm muhallebi üzerime geldi Allah tan ona hiç bir şey olmadı. Yandımı diye bakmaktan sağına soluna kendi kolumun yandığını bile anlayamadım. Ama neyseki şükürler olsun çok ucuz atlattık.
Neyse ; artık bez kullanmıyoruz şubat 2008 den bu yana, kendi isteğiyle oğlum tuvalete gidiyor. Çok korktuğum tuvalet alışkanlığını bööölece kolayca atlattı benim akıllı oğlum. ( Bkz. yukarıdaki resimde oğluşko anniii çişşş batıyomm bak deyip banyo kapısını itmektedir.)

links

About This Blog

links

About This Blog

Blogger templates made by AllBlogTools.com

Back to TOP