Bence; etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bence; etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2009 Perşembe

Kararsızzzzz.....

Uzun bir ara verdik maceralarımıza, aslında bu aralar düşünüyorum böyle yazmak mantıklımı diye.

Yani aslında istemiyorum eski bir arkadaş, eski bir sevgili farketin bloğumu. Aslında o kadar çok istiyorum ki hem oğlumun hem de benim kişisel bir bloğumuz olmasını ne çok anlatacağım şey var aslında.

Bilmem belki fotoğrafımın falan olmadığı bir blog açarım belki kendime içimi dökebileceğim.......

.......................

Biz hep aynıyız değişiklik yok Allah' a şükür yani iyiyiz mutluyuz. Domuz gribi korkumuzda olmasa herşey süper olacak ama buna da şükür. Allah hepimizi korusun bu pis hastalıktan. Şu anda oğlum salonda CALİLOU izliyor babasıyla bende kendime bu akşam farklı bir mekan seçtim oturma odasında takip ettiğim blogları okuyorum, birazda çalışacağım. Her ne kadar oğlumla farklı odalarda olduğumu için rahat etmesede.................

5 Eylül 2009 Cumartesi

Gün Ortası Haberleri...

Çokdan beri foto eklemediğimi farkettim . Yazıyı birazcık renklendirelim.


Uykudan uyanmaya çalışan kuzucuk...

Haaa bu arada bizimde hakiki organik bir bahçemiz var amaaaaa, bizde herbişeyleri yetiştiriyoruz orada ve pazardan sebze almıyoruz denilebilir. Hatta meyve bile var ELMA,İNCİR,AYVA ve ŞEFTALİ
Oğluşum hafta sonu kahvaltısı için tazecik biber topluyor


Ve biberiyle poz vermek istiyor ama sabah güneşinin yüzüne ! doğmasıyla
böyle bişey çıkıyor ortaya




Evet başardık yüzlerce parçalık legoları yaptık yani babamız yaptı.
Ama itinayla aynı akşam hepisi tek tek söküldü.


Ve birde bu yaz evde havuz maceramız vardı.
Havuza girmeyen ve oğlunuda sokmayan bir annenin çözümü bu.
Doldurduk havuzumuzu saatlerce çıkmadı benim yaramaz.
Kral I. Mert halkı selamlıyor


Bütün oyuncaklarımızı tamir bahanesiyle parçalayan bir oğlana işte
babamızın çözümü kople ayrılabilir ve tekrar vidaları yardımıyla
birleştirilebilir arabalar. Özellikle erkek annelerine tavsiyemdir.


Yaklaşık yarım saat önce Mert'i uyuttum hala güçsüz ve hiç bir şey yemiyor sadece 2 dilim sucuk ve 2 büyük kupa ıhlamur içti başka bişey istemiyor :( Gerçi terlemeye başladı bu yavaş yavaş toparlanacağının göstergesidir .

Bende oğluşum uyumadan önce evi süpürüyordum yatak odası, çalışma odası ve koridoru süpürdüm baktım uykusu geldi gürültü yapmamak için kapattım süpürgeyi ,aldım laptopu elime biraz çalışmayı düşündüm. Koydum DVD ye romantik komedi tarzında bir film geçtim tv nin karşısına.

Akşam iftar için hiç bir şey hazırlamadım henüz, evin temizliğide bitmedi :( yemek için patlıcan musakka ve makarna yapmayı düşünüyorum, neyse ki günler uzun ezana daha çokkkk var. Çorbamı akşamdan yapmıştım zaten belki Mert içer diye.

Hımmm bu arada canım acaaip mercimk köftesi istiyor, şöyleee acılı acılı ne güzel olurdu. Hemen becerikli hanımların sitelerine bakıp bir tarif almayı düşünüyorum.

28 Haziran 2009 Pazar

Dostluk....

Liseden tanıdığım ama hiç selamlaşmamış bile olduğum birisiyle 10 yıl sonra tesadüfen bir ortamda karşılaşıp kanka oldum ben yaaa :) Ne enteresan bişey aslında birbirimize o kadar benziyormuşuz aslında. Neyse buna şükür.....
.
Çok arkadaşım var fakat dost olarak niteleyebileceğim kişi sayısı çok az . En yakın arkadaşım aslında arkadaşım değil, o benim CANIM. HATİCE'm...... Liseden bu yana kardeş gibiyiz ... Birbirimizden o kadar farklıyız ki kişilik olarak anlatam. Galiba biz bir bütünün 2 parçasıyız onunla. Farklı üniversitelerde ama aynı bölümlerde okuduk. Birbirimize çok yakın yerlerde çalıştık sonra büyüdük sevdiklerimizle evlendik.
.
O şuanda eşinin işi dolayısıyla Türkiye'nin bir ucunda ben diğer ucundayım. Ama sürekli görüşüyoruz yaz tatillerinde geliyor hasret gideriyoruz. 2 güzel çocuğu var canım arkadaşımın.
.
Hatcemin evlenip uzaklara gitmesinden sonra bir tane daha dost edindim. 2 yıl sonra evlenip o da yurt dışına yerleşti :(



Yani en yakın dostlarım benden uzakta ama Allah'dan internet denilen
müthiş icat varda km ler ne kadar uzun olursa olsun
dostluklar tam gaz devam edebiliyor...

20 Haziran 2009 Cumartesi

Altınoluk


Bugün yeşilin maviyle eşsiz uyumunun büyülediği A.ltınoluk daydık.
Önce bir ablamızın evinde buluştuk çay, pasta,börek sohbet çoookk güzeldi.
Oğlum bugün ilk defa beni gittiğimiz bir yerde üzmedi, 4 erkek çocuğu
sürekli çocuk odasında oynadı üstelik oyuncak kavgası bile çıkmadı,
daha sonra taaammm 1 tabak yaprak sarması yedi :)
.
Daha sonra sahile indik güzel bir çay bahçesinde oturduk ve Mert
yine arkadaşı Barış la oynadı kumsalda. Bizde doyasıya bir sohbet gerçekleştirdik.

28 Mayıs 2009 Perşembe

Sarı saç merakı

Tam da şu j.ennifer ablamız gibi olsun istemiştim hep saçlarım sarı röfleli amma çiğ sarı değil yani biraz doğal görünen fakat hiç cesaret edemedim buna. Neysem bir gün hep röfle kullanan bir arkadaşımın gazına gelerek röfle yaptırmaya karar verdim.
.
Ama bir sorun vardı acaba hangi kuaföre yaptırsak ? Bizim burada da kuaförler çokk pahalı zannedersin ki İs.tanbul'da sosyetik bir kuaföre gittin. Biz iki zeki arkadaş A.skeri kampta yaptırmaya karar verdik uygunya o bakımdan. Ama öyle böyle uygun değil hemen hemen 9-10 kat fark var arada bu kadar yanii :)
.
Bir akşam iş çıkışı gittik çocukları annelerimize bıraktık bizde tın tın kuaförün yolunu tuttuk. O zamanlarda öyle güzeldi ki saçlarım hem uzun hem doğal rengi neyse kuaför amanda bu saça çok güzel olurda tam röflelikte falan filan şişirdi beni ve o gazla yap benim kafamda soru işareti falan neyim kalmadı.
.
İşlem bitti saçıma fön çekti falan bu kadar açık olmasını istememiştim ama arkadaşımın ve orada bulunanların beğenmesiyle " iyi oldu heral" dedim. Ama ertesi gün gün ışığında bakınca durumun vehametini anlamış oldum . Uç kısımlar iyiydi ama kafamın tam üzerindeki saçlar beyaza yakın olmuş zaten açık tenli olan beni ölü gibi yapmış. Dehşete kapıldım ama işede gitmek zorundayım. Giyindim çıktım ama işyerimdeki herkesde aynı tepki " Hıyyyyy ne yaptın saçlarına" . Bunu böyle 2 gün yaşadım karabasan gibiydi aynen.
.
Normalde para mara hesabı yapmayan ben en önemli konu olan saçlarımda 3 kuruştan kaçarken bana 13 kuruşa patlamıştı bu mevzu. Sonra tın tın gittim o pahalı amannnn boşver dediğim kuaförlerden birine tekrar yaptırdım tabiki tam olarak tutmadı 1 ay sonra tekrar röfle attırdırdım. Ama yine alışamayıp en güzel renk kendi rengim diyerekten açık kumrala boyattım gitti. O sarı saçlarımla olan hallerimden 1 adet fotom bile yoktur benim.
.
Bir daha yaparmıyım assslaaaaa diyemiycem çünkü sarı saçlı halimi çok beğenen bir arkadaşım beni yavaştan yavaştan ateşlemekle meşgul , yine bir deli halime gelirmi bilmem.
.
Bu konu nerden çıktı ; Efenim şurdan çıktı yukardaki hatunun fotosunu gördüm nette ondan şeyettim.

5 Mayıs 2009 Salı

SUSAM SOKAĞI




Sevgili Gamzeli Annenin bloğunda gördüm benimde küçükken bayılarak izlediğim hala tüm kahramanlarını tanıdığım SUSAM SOKAĞI nı . Keşke tekrar yayınlansa çocuklarımız slak çizgi filmlerden kurtulsa :(

bende aynen yazısını paylaşıyorum haydi hepberaber destek olalım:)**

"Tırtıllar asla asla asla kahverengi bot giymez" lafını,
** Büdü'nün söylediği "sevdiğim sayı 6" şarkısını,
** Kırtasiyeci Nihat amcayı, Şen manav Zehra Teyzeyi, Tahsin Amcayı, Hakan abiyi, Zeynep ablayı,
** "halaaa hooopp tereyağlı ballı ekmek" diyerek sihir yapmayı,
** Her gün bir topun fırlatılmasıyla başlayarak "birkiüçdörtbeşaltıyedisekizdokuzononbir onikiiii" şeklinde saymayı,
** "Gün güneşli insanlar neşeli sen de gel oyna susam sokağı'nda..." jenerik şarkısını,
** Edi'yi, Büdü'yü, Kırpık'ı, Minik Kuş'u, Açıkgöz'ü, Kurabiye Canavarı'nı, Kurbağacık'ı,Özlediniz mi?
.
Ben çok özledim. Bu programla büyüdüm. Dişlerimi nasıl fırçalamam gerektiğini, hayvan sevgisini, görgü kurallarını, büyüklere saygıyı, insanları sevmeyi, sayı saymayı ve daha bi sürü şeyi bu program sayesinde öğrendim.
.
Çünkü çocuklar ebeveynlerinin öğretmeye çalıştığı şeylerden daha çok önemsiyorlar tv'de izlediklerini.
.
Sizin de bu programı özlediğinizi, tekrar yayınlanmasını ne çok istediğinizi biliyorum.
.
Çoğunuz bloglarınızda bu konudan bahsedip geçtiniz, "keşke yayınlansa, çocuklarımız da saçma sapan çizgi filmler yerine bunları izleyerek büyüse" dediniz.
.

Bunu bir mim konusu yapalım ve dağıtabildiğimiz kadar çok insana dağıtalım.
.
Bakarsınız koca çölde bir avuç kumdan fazlası oluruz. Denemekle ne kaybederiz?Tamamsa hadi o zaman;"Sür, sür arabanı, Gez sokakları.Keyifli, neşeli, tasasız çıkar hayatın tadını.."
:)Buraya tıklayın ve isteğinizi yazın.
.
Bende benim gibi tüm susam soakğı severlei mimliyorum ;
.
Yapmanız gereken;Bu konuyu blogunuzda yazmak,gönderebildiğiniz kadar çok blogger'a bu mimi göndermek,ve TRT çocuk iletişim formuna link vererek pasladığınız kişileri mail atmaya yönlendirmek.
.
Ve tabii blog yazarı olmayıp ta bizi takip edenler de. Sizler de yukarıda verdiğim linke tıklayarakTrt Çocuk Kanalı'na mail yollayın. Fazla vaktinizi almayacak emin olun...

30 Nisan 2009 Perşembe

Su kuşu


Başlığın su kuşu olduğuna bakıpda oğlumun bayo yapmaya bayılan biri olduğu anlaşılmasın lütfen, banyoya zorla girenlerdeniz malesef.
Banyoya giriş aşamalarımız hep şöyle :
1- Önce hisseddirmeden odada üzeri çıkartılır (hani üzerini değiştiricem bahanesiyle), bu arada sorar "banyomu yaptırcan yotsa bana" yalan söylemek istemediğimiz için cevap verilmez "aaa kuşa bak ,aa bu oyuncağı hiç görmemiştim" gibi bahanelerle soru faslı geçiştirilir.
2- Kapısı önceden açılmış duşun içine anneyle birlikte karga tulumba girilir ve işte kıyamet o anda kopar. Daha dokunmadan bile bağırmaya başlar " GÖZÜÜMMMM YANDIIII, AÇAMIYOLUMMMM" diye aslında yok öle bişiy tabi.
3- Finalde ise bu kez de banyodan çıkmayı istemez boş şampuan kutularını atmıyorum eğlensin diye onlara su doldurur boşaltır, beni ıslatır, hoplar , zıplar,ve çıkmamak için tepinir. 1 saat sonra yine yıkamak istesen 1. maddeden tekrar başlaman gerekir. Vel hasılı değişik bir çocuktur benim oğlum.
..
Hıımm bu arada unutmadan oğlum bana dün akşam banyodan çıktıktan sonra boynuma sarılıp çok tatlısın annecim dedi. :))))
.
Bu yaşıma kadar aldığım hiç bir iltifat beni bu küçük erkeğinkiler kadar mutlu etmiyorrrrr.

21 Nisan 2009 Salı

Nişana 5 kala hazırlıklar tam gaz....



Yaramaz oğlumun çiş çilesi sonunda bitti 2 gün sürdü ama mahvetti yavrumu, sünnet olmadan atlattığımız için çok mutluyum. Elbette sünnet olacak ama şu an sünnet yaşında olmadığı için narkoz olayından falan çok korkmuştum aslında, neyse ki rahatladık şükürler olsun.

.

Dayımızın nişanı c.tesi çok az kaldı artık. Ben elbisemi almıştım geçen hafta, babamızın yeni takım elbiseleri vardı yanlızca Mert'ime bişeyler almak gerekiyordu. Hani yeni giysin diye yoksa şimdiki çocuklar giyim konusunda çok şanslı bizler yeni bişeyler giymek için bayramları beklerdik :)

.

Dün iş çıkışı eve gittiğimde burnuma annemin yaptığı mis gibi ıspanaklı böreklerin kokusu geldi baktım babamda bizde tutturdum hadi sahile gidelim çayımızıda götürelim küçük bir piknik yapalım diye. En sonunda kazandım atladık arabaya doğru akçaya.... yedik içtik dönüşte alışveriş merkezine uğradık.. evet ennnn piknikçi halimizle biz alışveriş merkezinde :))
.
Oğluma 2 tane pantolon aldım üzerine bişeyler bakarken aklıma geçen yaz sonu indiriminden aldığım bir sürü gömlek ve tshirt geldi. 3 yaş için almıştım bu yaz kullansın diyerekten, işte onlardan koyu kırmızı bordoya yakın çok güzel bir gömlek vardı onu giydiricem altınada lacivert keten pantolon ve kravat tabi taktırırsa .......

3 Nisan 2009 Cuma

Tükeniyorum Rabbim

Bugün email yoluyla okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Ben okuduğumda hıçkırıklara boğuldum, o kadar çok etkilediki beni hala ara ara okuyorum.
Bu günlerde biraz sıkıntı var içimde bu yazı çok iyi geldi. Gönderenden Allah razı olsun
.
.
.
Tükeniyorum Rabbim!
Tükeniyorum Rabbim! Yalnız kaldığımı düşünüp, varlığının her an, her noktada tezâhür ettiğini, beni devamlı koruyup gözettiğini, gönlümden geçenlere dahî cevap verdiğini unuttuğum zaman, “Rabbim” demeyi unuttuğum an tükeniyorum!
Diriliyorum Rabbim! Sana yaslandığım, Sana güvendiğim, Sen’inle başlayıp, Sen’inle devam ettiğim, tüm işlerimi Sana havâle ettiğim an! “Ne güzel Dost’sun” dediğim zaman diriliyorum.
.
.
.
Tükeniyorum Rabbim! Tüm sevdiklerimden; anne-babamdan, cânandan, ten kafesindeki cândan daha yakın olduğunu bilerek, ellerimi Sana açmayı, Sen’den netice, Sen’den çâre beklemeyi unuttuğum zaman! “Bu dertler neden bana?” dediğim an tükeniyorum.
.
.
.
Diriliyorum Rabbim! Havayı soluyup Sen’inle dolduğum, gözümü açtığımda Sen’i bulduğum, en sağlıklı irtibatı Sen’inle kurduğum, tüm dünya bana küsse de Sen’in dostluğunu ümid ettiğim an! “Kahrın da hoş , lütfun da hoş” dediğim zaman diriliyorum.
.
.
.
Tükeniyorum Rabbim! Hayat enkâzı altında kaldığımda, çekiç misâli zaman beynime vurduğunda... Hayal, ideal diye, küçük hedefler peşinde koştuğumda... Dünya meşgalesine dalıp, bir cenneti, bir azabı, bir de ölümü unuttuğumda... “Beni affet” demeyi azalttığımda tükeniyorum.
.
.
.
Diriliyorum Rabbim! Yandığımda Sen’inle söndüğüm, Seni hatırlayıp rûhumu güldürdüğüm, O sırlı gücünden kuvvet aldığım, Sen’inle yürüdüğüm, dua ederek Sen’inle konuştuğumda... İçimdeki tüm ırmaklar sana kavuştuğunda... Ruhum kitabın ve secdenle buluştuğunda… “Ya Rab, bırakma ellerimi” dediğimde diriliyorum. Yeniden cânlanıyor, cânıma cân katıyorum! Cânımda Sen’i buluyorum! Sen’inle huzur doluyorum!
.
.
.
Dirilişlerim, dostluğunun tercümesidir. Sen’i yâr bilişimin, yoluna serdâr oluşumun, sözlerinle hemhâl oluşumun işâretidir. Dirilişlerim, sana açılan tüm kapıların anahtarıdır... O kapılar önünde gösterebileceğim en güzel beraattır. Dirilişlerim, tüm yangınlardan firar edişim, sonu olmayan birtebessümdür! Ruhumun ebedî dosta, yegâne vuslata ilerleyişidir. “La ilâhe illallâh”,
.
.
.
Sen’den başka yok ilâh diyerek, kendimi Sana emânet edişimdir. Durdur tükenişimi. Kabul buyur dostluğuna. Dirilt beni Rabbim!..
.
.
AMİNNNN
(Alıntı)

15 Şubat 2009 Pazar

Offf offf çıra gibi yanıyorum offf offf.......

Şu aralar yine depresyondayız zaten hiç çıkamadıkta neyse....

O kadar sinirli ve inatçı ki bişey isterken bile bağırarak istiyor hani sanki yapmayacağız gibi. Evden çıkınca arabaya binmeyelim yürüycem diye tutturuyor, arabada camları açıyo kapatıyo sürekli, hep kendi istediği olsun istiyor yanlış olduğunu bile bile.

Mesela dün akşam markete gittik yine tutturdu araba alıcam diye hadi neyse zıtlaşacak halim yoktu tamam alalım dedik , ama baktım kırık oğlum bu kırık yapma etme başka alalım " Hayır bunu alalım kırık olsun önemli değil" . Ya Allah aşkına neden bir oyuncak kırık olduğunu bile bile alınır ya. Neyse öyle böyle vazgeçirdik ama kasiyer bu arada biz farkedene kadar işlmi bitirmişti. Ben bunu almıyoruz kırık deyince " oflaya poflaya şimdi iade faturası kesmem gerekiyor biraz bekleticemmm " demezmi.
Tepemin tası attı daha yemek yememişim yorgunum, uykusuzum,tahammülsüzüm v.s. Neyse eşiminde ısrarıyla hemen kesiverdide kurtulduk (10 dk. bekledik tabi)

Fatura kesme işlemi devam ederken ben bir taraftan Mert e " Oğlum bir daha marketlerden araba isteme oyuncakçıdan alırız hem daha güzelini alırız" diyorum .

Aldığım cevap " Anne bi daha istiycem sen ozaman beni döv yerden yere çarp ama yine alıcam" tövbe tövbe...

Daha poposuna bile vurmadım sinirlenince dövmeyi nerden çıkartıyor anlıyamıyorum. Anlayacağınız zorrrr bir dönem bu çokkk zor .

Bütün gün çalış , eve gel yemek yap, sofra hazırla bir taraftanda oğluşun sendromu. Bu birkaç gündür acayip sinirli ve huzursuzum. Aslında ona kızmayıp sabırla yaklaşmaya çalışıyorum ama bu beni çok yıpratıyor boğuluyorum bazen.

Saçlarını yaklaşık 4-5 aydan beri kestiremiyoruz, çılgına dönüyor berbere girince. Eve getirdik o da olmadı, artık oyuna falan dalmışkn bi ordan bi burdan kesiyoruz. Beslemelere döndü yavrucak ( Fotolarda bellidir saçcağızları)

Banyo yapmıyor artık zorla yaptırıyoruz malesef ( 2 hafta yıkanmadığı oldu bu arada) . Yıkarken bas bas bağırıyor " İmidat kurtarın beni" diye. Bir gün komşular polis eşliğinde evi basacaklar ama ne zaman bakalım.

İştah hala aynı ; isteksiz .

Ama yinede anne işte ya , bütün o eziyetlere ( bu arada su içmek için 10 bardak değiştirdiğimiz olur . O olmaz , bu olmaz diye) karşı bile o uykuya dalınca acaba bağırdım mı, acaba onu kırdım mı diye düşünüyor insan.

Büyük konuşmamak lazımmış, başına gelmeden atıp tutmamak lazımmış. Çevremdeki huysuz çocuklar için annelerine ; Ammmaaannn gitm üstün yaa yemezse yemesin ölmez ya derdim. Ama insan yavrusu olacağını öğrendiği gün ANNE oluyormuş ozaman başlıyormuş sadece yavrusu için yaşamaya.


VE ÖĞRENDİM Kİ; KİTAPLAR İNSANI ANNE YAPMIYOR, İNSAN KUCAĞINA O MİS KOKULU EMANETİ ALDIĞINDA ANNE OLUYOR.


Allah hepimizin yavrucuklarını bizlere bağışlasın acılarını,dertlerini, hastalıklarını göstermesin inşallah.

Biliyorum bu günler geçecek bebeğim

ve ben belkide 2-3 yıl sonra senin bu zamanlarını bile özleyeceğim.

Şimdi yatağında uyuyorsun melekler sana arkadaş, annen de sütünü hazırlayıp seni sabah olmadan bir kez daha koklamak için yanına geliyor şimdi.

Canım oğlum benim , sen hayatımın anlamısın senden önce kimdim neydim hatırlamıyorum bile ben seninle doğdum sanki.

31 Ocak 2009 Cumartesi

Oyun hamurları vs. vs..

"Anne offf ya offf ya uyuyordum tam işşşteeee"

Bizim yatağımıza yatmaya bayılır hatta babasına söylenir her zaman " Babam kendine başka yatak alsın orda yatsın biz senle yatalım olurrrmuuu annnnneeee"

Oyun hamuru alalımda oğlumuz şöyle biraz oynasın güzel güzel şeyler yapsın bizde " Aaaaa oğluşumuz ne güzel yapmışşşş aşşşkııımmm baksaaanaaaa" gibisinden birbirimize ne harika bir yavrumuz olduğunu hatırlatalım istedik.
Ammaaa ne gezer bizim "sıpa"ydırmen çok hiper bişiy öyleee otursun hamurlarla uğraşsın valla ilk dakikada depresyona girer. Ama bunu hamurları aldığımız akşam hatırladık. Önce babasında istek olarak şöyle 3renkli bir dondurma istedi yaptı adamcağız sonrasında bana geçti anne ben yapmam sen yap "koooşan araba yap" (konuşan araba yani)


Ta ta tatam işte bunlar benim şaheserlerim derdim ammma değil, Gözde ablamız var bizim benim kuzenim Kütahya da ünv. de okuyor. Onun elinden çıkma bunlar. Ama fotosunu çektim ilerde oğlum büyüyünce göstercem baaak herrr akşamm sana böle bissürü hamur oyuncaklar yaptım diye.

Sonrada Mert büyük bir zevkle parçaladı




İşte yine tırnak yiyor :((

Ama işte bunu ben yaptım ben yaptım, arka fondada uykudan gözleri açılmayan ama hala uykusunun gelmediğini savunan benim minikim.



Bunlarda oğlumun serbest resim çalışmaları
Bunlar benim dolabımı süslüyor görenler anlam veremiyor ama benim için çok özel .
Çünkü oğlum bunları benim için yaptığını söyledi :)

Bu da canavarmış.

Bulaşık makinasını boşaltmaya bayılan bir oğlum var ( tamamen annesinin tersine)
Anne canı istemediği zaman hemen yardımcısını işe çağırırır. Yardımcı ise büyük bir görev verilmişcesine hepsini boşaltarak annesine tek uzatır dolaba kaldırması için.
Her eve lazım cinsinden yani..



Yanlız benim oğlumun bir özelliği vardır asla poz vermez ( 1 yıldan beri) konuşurken falan yakalr çekerim genelde o yüzden ağzı genelde hep yamuktur. Yamuğum benimmmmmm.


Sürekli kıpırdamasından dolayı titrek çıktı ama olsun bu oğlumun en sevdiği biberonuydu ve zoraki! kullandığı için hiç onunla fotoğrafı yoktu şimdi oldu. Oldu da ne oldu. HİİİÇÇÇÇÇ.


Evimizden....

evimizin her akşam ki hali :)

önce bütün arabalar sıralanır , annesi acaba bazılarını yoketmiş mi diye bakılır, eksikliği hissedilen oyuncak hemen sorulur " ANNE BU YARIŞ ARABASI AMA HANİ DAHA BÜYÜĞÜ VARDI YA O NERDE" diye.

Evet başka bir akşam yine aynı manzaralar...

birde tırnak yiyiyoruz nasıl atlatırız bu durumu bilemiyorum. Kurban bayramından beri hiç tırnaklarını kesmedim desem doğrudur. Lütfen bu konudaki görüşlere ve çözüm önerilerine çok ihtiyacım var :(


Seç beğen al...

Şu tırnaklarla çokkkk sorumuz var çokkk , Allahım sen yardım et.

Sonunda ayakkabılığımızı temizledim bir sürü gereksiz ayakkabıyı ihtiyaç sahiplerine vermek için ayırdım. Ve artık pırıl pırıl bir ayakkabılığa sahibim.
Bunlarda oğlumun artık kullanmadığımız bebeklik ayakkabıları amaaa bunları dağıtmaya içim el vermiyor oyüzden bunları küçücük bir kutuya koydum. Açıp açıp bakıp koklamak için....

Şu ortada görülen kırmızı antenli yaratıkcığın olduğu ayakkabıyı oğlum daha küçücükken almıştım, aldım eve geldim hemen giydirdim baktım birazcık büyük gibi , bir kaç ay sonra giymesi için kaldırdım . Ama daha sonra evi ne kadar deşsemde :) bulamadım yani böyle hiç giyilmeden tek başına kalakaldı.

16 Ocak 2009 Cuma

3' e sayılı zaman kala...



Oğlum'a ;

Metin Rengi Bugün tam 2 YIL ,10 AY, 4 HAFTA,19 GÜNLÜK sün yani 3 yaşında kocaman adam olmaya sayılı haftalarımız kaldı. Geçen yıldan daha olgunsun artık herşeyi anlayabiliyor ve anlatabiliyorsun. Anlatamadığın tek bir kelime ve cümle yok, en ince ayrıntısına kadar paylaşıyorsun ben akşamları eve gelince mesela dün " SENİN YANINA GELCEKTİM AMA ÇOK YORULMUŞTUM , EVDE BİRAZ DİNLENEYİM ZATEN ANNEM AKŞAM GELCEK DEDİM" dedin. Gözlerinin içine bakınca o kadar heyecanlı ve coşkulu anlatıyorsun ki ; ömrün boyunca hep seni dinleyebilirim.


Bu senenin sonlarına doğru yani yaklaşık 2-3 aydan beri oyuncaklarınla oynayabiliyorsun. Hiç sıkılmadan onları sıralayıp bizden satın almamızı istiyorsun. Ne kadar dediğimizde hep aynı rakam "2.5" . " E be oğlum uçakla motorsiklet aynı fiyatmı olur " deyince " Anne o uçak bosuk zaten" diyorsun.


Bütün oyuncakların odanın tam ortasına sıralanıyor koridora kadar upuzun bir konvoy oluşuyor ve bunları bozmak yasak sadece satın alabiliriz. Sürekli konuşuyorsun " ANNE NERDEN GEÇMİŞTİN BOZMADAN GEÇTİN DİMİ, BÖÖÖLEE ÜSTÜNDE HOPLASAYDIN KEŞKE, YOKSA ÖYLE Mİ YAPTIN, AFERİN ANNEME BE BOZMAMIŞ OĞLUNUN OYUNCAKLARINI" .

Hele ben işten gelince "SARIL MİNİK OĞLUNA, SIMSIKI SARIL ANNEM BENİM" diye sokulmana bayılıyorum. Üzerime çıkmanı, saçlarımı yolmanı bile şeviyom senin ben pamuk prensim.


Artık benim bacağıma yapışmıyorsun , babanlada zaman geçirebiliyorsun yani artık tamamen alıştın akşamları gelince tekrar işe gitme diye bişey olmayacağına. Bende artık sen biraz babanla top oynarken bulaşıklarımızı toplayabiliyorum.

Ve doğduğundan itibaren hep BEŞİKTAŞ lı kıyafetler , ayakkabılar , önlükler v.s. kullanmana rağmen GALATASARAY lı oldun. Ama yine de babanı kırmamak için " BEŞİKTAŞIDA SEVERİMDEEEE AMA CİMBOMLUYU İŞTE" diyorsun ( Anne FB, Baba BJK, Ve afacan Mert GS yani şu anda tam bir kültür mozağiyi mevcut evimiz de :p)

Ama değişmeyen tarafların da var :

UYKU: Hep aynı hatta kötüye giden uykuya dalma süreci. Artık kesintisiz uyuyorsun geceleri hiç kalkmadan , 2,5 -3 gibi ben seni WC ye götürmek için kaldırıyorum ve sonrasında yatağına koyunca yine uyuyorsun. Ama uyuma sürecin hala çok sancılı GEÇ,KANDIRMACAYLA ve çoğu zamanda şarteli indirip aaaa kesilmiş elektrikler ah,vah,tüh diyerek.


YEMEK: Hala acıkmayan bir bünyen var, sevinsem mi üzülsemmi bilemediğim bir durum var birde o da abur cubur bile yememen. Çikolata, büsküvi, Danone, v.s. gibi ıvır zıvırlar. Hani yememen çok güzel belki ama bazen keşke yeseydi beee dediğim zamanda olmuyor değil hani.


Çikolatayı arada sırada yiyorsun ama hepsini değil yanlızca kaliteli olanlarını ( kime benzedin acep :p )


İNATÇILIK: Hala inatçısın çok inatçısın çokkkkk ama çok tatlısında ikisi birbirini dengeliyo işte.


BİZ YİNE SENİN VARLIĞINDAN HABERDAR OLDUĞUMUZ GÜNDEN BERİ SENİ ÇOKKKK SEVİYORUZ

Hepsini şimdi yazmıyorum kuzu kulağım benşm ara ara sokuşturucam böyle uzun olmasın diye.

19 Aralık 2008 Cuma

Aman nazar değmesin bugün bana , bloğuma yazma rekorunu kırdım ben bu gün neysem şimdi artık gidiyorum kocamın yanına çay yaptı bana. Kuzuyu uyuttuk biraz keyif yapalım şimdi. Amannn saat da 00.00 tamı tamına yarın cumartesi ama ben çalışcam. Misafirlerden sonra ev berbat halılar silinecek, camlar falan filan.

...............
Dışarıda da şiddetli bi yağmur var bu havada işe nasıl gitcem ben yarın ya. Offff yorgunum bütün hafta yanlızca bir projeyle uğraştım. Ne projeymiş ama neysem bittide rahatladık. Hadi bye

9 Aralık 2008 Salı

Bayramlar bir başka güzeldir herzaman, ben eski bayramlar demiyorum hiç çünkü bayramın eskisi olmaz bayram he bayramdır. Yine çocukluğumdaki gibi günler öncesinden heycanlanmaya başlıyorum. Amaçlar farklı olsada tad hep aynı tad benim için.
Çocukken bayramlıklarımızı giymek ve bayram harçlıklarımızla bakkala koşacağımız için sevinirdim şimdi ise uzun süredir görüşmediğimiz akrabalarımıza gidip herkesin gözlerindeki sevinç pırıltılarını görmek için heyecanlanıyorum.
Ve şimdi ise 3 yıldan beri canım oğluma bunu yaşatmaya çalışıyorum. Bu sene daha bir anlıyor herşeyi, 1 hafta öncesinden sürekli bayramla ilgili cümleler kurdum( Bunları bayramda giyeceksin, bayramda gideriz v.s.) ve gerçekten o da bayramı büyük bir sevinç ve merakla bekledi. İnşallah bayramları her zaman önemser.
Arife günü akşamı annemlere gittik yine herzaman ki gibi. Onlar bizim bulunduğumuz ilçeye 11 km mesafede başka bir ilçede oturuyorlar. Kurbanımızı orda kesiyoruz bizde hep beraber, sabah gitme riskini göze alamadık geç kalmaktan korktuk. Öğleye kadar işimiz bitti . Rabbim kabul eder inşallah.
Ayrıntılara sonra giricem çok uykum geldi. Yarın ağır misafirlerim var (Kayınvalidemler) Hadi kolay gelsin bana :p

10 Kasım 2008 Pazartesi

Browni hımmm nefis....

Evet cumartesi misafirlerim geldi, ben daha önceki postta anlattığım üzere cuma gecesi browni tarifi avına çıktım ve süper bir tarif buldum.Ama malesef makinamı bulamadığım için foto yok :(

Browni

Sos:

2 bardak süt
2 dolu kaşık pudra şekeri (ben toz şeker kullandım)
2 dolu kaşık kakao
çikolata ( Kare çikolatanın yarısı yada hepsi)

Kek:

3 yumurta
2 bardak şeker
2 bardak un
3 kaşık kakao
1 bardak sıvı yağ
1 bardak süt
1 pk. kabartma tozu
1 pk. vanilya

Yapılışı:

E anlatacak bişey yok aslında keki kek gibi pişirdim 180 derecede borcam tepside, pişince kare kare kesip üzerine daha önceden hazırlayıp soğuttuğum sosu döktüm. Tepsinin üzerini soğuyunca folyoyla kapattım ve sabaha kadar buzdolabına attım.

Sonuç: Süper oldu daha önce hiç bu kadar güzelini yememişim. Hem çok hafif hem lezzetli.
Haaa bu arada kek ssıcak sos soğuk olacak

( Bloğun ismini bulamadığım için belirtemiyorum, ama arkadaşım süper bir tarif teşekkür ederim.)

Şimdide yeni uyguladığım bir poğaça tarifini sunayım izninle sevgili günlük


Süper nefis poğaça

Malzemeler:

1 subardağı süt
1 su bardağı ılık su
1 su bardağı sıvı yağ
2 pk. instant kuru maya
2 yumurta (sarılar üzerlerine)
5 tatlı kaşığı toz şeker
2 tatlı kaşığı tuz
ve un

yoğurduktan sonra kabarana kadar bekletiyoruz, daha sonra isteğe bağlı içine lor yada patates- kıyma harcını koyup pişiriyoruz. Ben şahsen bazılarını boş pişirip piştikten sonra kesip içine ince bir dilim peynir koydum.

Yorum: Hıııııımmmmm nefis ,süper,enfes v.s.



Neyse geçelim c.tsi akşamına

Oğlumun ve benim canım çok sıkıldı misafirlrimiz gittikten sonra babamıza bizi gezmeye götür diye tutturduk ama malesef şanssızlık gidemedik evde mısır çay akasya durağı keyfi yaptık. İştahımızı pazara sakladık.

7 Kasım 2008 Cuma

Bu gece uzun olacak besbelli.......

Mert'imi az önce uyuttum, bari hazır kocacım çamaşırlamızı asarken geçtim bilisayarın başına. Öncelikle efemm çok güzel ve hareketli bir akşam yaşadık yavruşumla. Yarın misafirlerimiz gelecek bu yzden şölee güzelce bi mutfağımızı temizledik, yeni aldığımız mutfak örtülerimizi serdik (yaklaşık 2 ay önce aldım ama kıyıpta bir açamadım dı) ,sonracıma buzdolabımızı temizledik hemide minik kuzumla, curcunayı düşünün artık. Pek eğlendi yani eğlendik. Oynadık, şarkılar söyledik,etrafı dağıttık. Haaa bu arada yanlızdık bu akşam biz babamız maça gitmişti.

Off aslında çok canım sıkkın ofiste işler boyumu geçti boğuluyorum bir taraftanda evimizin dibine geçen yıl bir bina yaptılar 4 katlı , bizde 4. katta oturuyoruz ve mutfaklarımız çokkk yakın hani elimizi uzatsak ... o kadar yanii. Ama oturan yoktu taaaki düne kadar evet birileri taşınıyor , çok sinir oldum yaaa görünce. Offf yazın artık dip dibe balkonlarda kahve muhabbeti yaparız, öncki yazlar ne güzeldi ışığı kapatıp uzanıyorduk bile. Amaaan ne yapalım iyi insanlara benziyorlar belkide iyi olur onlarında küçük bebekleri var hayırlısı olsun artık .

Neysem şimdiki asıl sorunum aslında yarınki misafirlerime ne yapıcam.. Öfff aklımada bişey gelmiyoki , browni mi yapsam acaba tatlı olarak :( aslında ne yaparsam yapayım hemen 2 çşitini bu gece yapmalıyım... Aneyy saatte şu an itibariyle 00.00 Hadi günlükcüm kaçtım ben, bi gireyim şu pembiş mutfağıma bakiim ilham gelecek mi? Haydinn iyi geceler.

24 Ekim 2008 Cuma

L.O.S.T.

Lost 5. sezon 1 Ocak'ta Because You Left bölümüyle başlayacak.
Dizinin yeni sezonu 17 bölüm olacak. Sezon 5 neden geri dönmek zorunda olduklarını anlatırken, sezon 6 geri döndüklerinde neler yaşandığını anlatacak.
Dizide Claire karakterini canlandıran Emilie De Ravin, dizinin bu sezonunda karşımıza çıkmayacak fakat 6. sezonda tekrar diziye dönecekmiş.

Bağımlılık yaratan bir dizi bu kocacımla birlikte Mert' i uyutup az açmadık hemen DVD yi .( Bu arada tv.den izlemedik yani bekleyemedik bölümleri hemen aldık dvd lerini) Sonra gecede 3-4 bölüm ve uykusuz gözlerle sabah işe git amaaaa değmedi mi bence değdi. 5. sezonu heyecanla bekliyoruz. Ama Tr. de henüz 5. sezona çoookkkk olduğu için inşallah bir yerlerden buluruzda izleriz.

Ha bu arada ben sawyer 'a bayılıyorum ama bunu bizimki sakın duymasın yasaklar valla diziyi . Garip bir kıskançlık anlayışı vardırElin gavuru beni nerde görecekse.. Neysem boşver şimdik fragmanını izliycem bakalım nasıl olaylar varmış daha sonra o bir türlü yayınlayamadığım hafta sonu fotoları yer alacak.


links

About This Blog

links

About This Blog

Blogger templates made by AllBlogTools.com

Back to TOP