15 Ekim 2008 Çarşamba
Park sefası
7 Ekim 2008 Salı
Haziran ayı seçmeleri
Minicik bir boş zamanın olmayan bir annenin taaaa 4 ay önce yayınlaması gereken fotolar
Oğlumun ilk profesyonel fotoğraf çalışması :)
Şu parmakların yere bastığındaki yamukluğuna hastayım ben yaaa.
Aynı akşam bulaşıklarını yıkadıktan sonra şöööle sulu sulu bir karpuzu haketmiş canavar adam.
Bu da oğlumun ilk İzmir seyahatinden görüntüler. Hayvanat bahçesine bayıldı. İlk kez gerçek boyutunda bir fil görüp çok şaşırdı. Gönderen Mert'im zaman: 14:16 0 yorum
Etiketler: ev hali, gezintiler
Bir Ramazan Daha bitti... Nicelerini Sevdiklerimizle Görmek Dileğiyle
Gönderen Mert'im zaman: 04:44 0 yorum
Etiketler: Bayram sevinci
3 Eylül 2008 Çarşamba
2 yaş sendromu mu bu?
Bu aralar çok zor günler geçiriyoruz , hem ben hem sevgili annem. Çalıştığım için oğluma o bakıyor gün içinde o akşamları ben çıldırıyorum. Galiba 2 yaş sendromundayız yaklaşık 6-7 aydan beri, ama bu 10-15 günden beri had safhada artık ne yapmam gerekiyor ona bile karar veremiyorum :( Her şeyin tersini yapmaya bayılıyor. Mesela geçen hafta birlikte yürüyüşe çıktık yolun ortasından yürümek istiyor, elimi tutmayı reddediyor ne yaptıysam kararını değiştiremedim. En sonunda oğlum yoldan arabalar gider biz insanlar kaldırımları kullanırız dediğimde ise verdiği cevap akıllara zarar ; ANNE O ZAMAN BEN İNSAN DEĞİLİM ARABAYIM eee pes dedim artık yani pes bu çocuk daha 2,5 yaşında.
Sürekli bağırıp ağlayan bir çocukla karşı karşıyayız şimdi. Ne kadar bir süreç acaba bu inşallah kısa sürer. Sürekli herşeyi elde eden bir çocuk yetiştirmek istemiyorum ama şu içinde bulunduğumuz depresif durumda malesef yapmak zorunda kalıyorum bazen. Ne yapacağımı şaşırdım. Ramazan ve oruçla daha bir zor geliyor sanki.
Bazen onunla başa çıkamadığımı hissediyorum acaba benim oğlum hiperaktif mi :( Ya bir çocuk hiç oyuncakla oynamazmı ya oynamıyor yokk oynamıyor ne aldıysak hemen kırıp atıyor sonra tamir yapmaya çalışıyor. Geçtiğimiz hafta sonuda mutfağa geldi koşa koşa "anne bu futbolcular çok yamaraz (yaramaz) "dedi, niye oğlum dedim " ya baksana sürekli koşup koşup düşüyolar bari bende futbolcu olayım çünkü bende yamarazım" dedi.
Ben hiç bebek büyütmedim aslında oğlum her zaman akranlarından çok öndeydi bazen imrenirim bebek arabalarında uyuyan bebekleri çocukları görünce. Ben malesef oğlumu bebek arabasına koyup markete,pazara v.s. gidemedim. Sanki hep kocaman adamdı o sürekli sorular soran, sürekli bişeyler konuşan kocaman bi adam:)p
7-8 aylıkken bile kucağımda gider ve sürekli herşeyi gösterip bu bu diye işaret ederdi. Bende sanki karşımda 6-7 yaşında bir çocuk var gibi ayrıntısıyla anlatır bazende yanımdan geçenler acaba benim hakkımda ne düşünüyorlardır derdim. Düşünsenize kendi kendine sürekli konuşan bir kadın görüntüsü var karşılarında, bilmezler kucağımdaki 8 aylık veletin sorup sonrada gözlerini kocaman açıp dinlediğini.
Canım oğlum benim aman sen hiç hastalanma, acılarını dertlerini görmeyelim yeter. Ben ne kadar yorulsamda seninle herşeye razıyım.
8 Temmuz 2008 Salı
Mutluyum Mutlusun Mutlu :)
05.07.2008 oğlum benim bana ilk defa bu gün canımmm diyerek defalarca sarıldın. Seni çok seviyorum küçük kuzum benim.
19 Haziran 2008 Perşembe
HAYATTAN NE ÖĞRENDİK GERÇEKTEN ?
Hayattan ne öğrendim?
“Hayattan ne öğrendiniz?”
Verilen süre içinde aklıma gelenleri aşağıda yazdım.Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum:
* * *Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...Ağladım.
* * *Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.
* * *Zamanı öğrendim.Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...
* * *İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
* * *Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.
* * *İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
* * *Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.
* * *Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini...
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.
* * *Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...
* * *Gitmeyi öğrendim.Sonra dayanamayıp dönmeyi...
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...
* * * Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.
* * *Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.
* * *Namusun önemini öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.
* * *Gerçeği öğrendim bir gün...Ve gerçeğin acı olduğunu...Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.
* * *Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.
Milliyet - Can Dündar /16.06.2008
Gerçekten ne kadar boş yaşıyoruz aslında bir düşününce..... Daha eskiden sanki daha bir güzeldi herşey. Teknolojiyle hayatlar kolaylaşıyor ama galiba insanlar yanlızlaşıyor.....




