13 Mayıs 2008 Salı

11 Mayıs annler günü

Bu benim 2. anneler günüm, seninle beraber inşallah daha nice anneler günü yaşarız canım oğlum. Şöyle bir geçmişe baktığımda aslında nekadar da çok şeyi belkide doyasıya yaşayamadımı görüyorum. Özelliklede senin aramıza katıldığın o ilk ayları, şimdi tekrar o zamana dönebilseydim eğer; seni hiç kucağımdan bırakmaz sürekli o mis kokunu içime çekmek isterdim. Evin kirlenmesine, yemeğimiz olmadığına aldırmaz sürekli seni seyrederdim. Daha 2 yaşındasın ama ben bir yandan denin kocaman bir adam olacağın günleri hayal ederken bir yandan da büyümeni istemiyorum. Hep böyle kalsak zaman hiç akmasa geceleri seni kucağımda uyutabilsem, sürekli nefesini dinlesem keşkeee:( Ama bu böyle olmayacak biliyorum zaman geçecek ve sen büyüyeceksin ve ben hala bana ilk anneler gününde babanla aldığınız kurumuş güle bakıp ilk seni kucağıma aldığım o günü hatırlayacağım. İyi ki varsın, SENİ ÇOKKKKKK SEVİYORUM İNATÇI KEÇİM.

Oğluma İYİ Kİ DOĞDUN, ANNEN OLDUM günü ne (ben anneler gününü böyle adlandırıyorum) özel olarak kamyon aldık (bakalım bu kaç saat dayanacak :) ) . Akşam üzeri parka gittik ve kum oynadık, kirlendik, tozlandık ve eve döndük.


Akşam yıkanıp paklanıp yemeğimizi yedikten sonra yeni icat edip çok sevdiğimiz LEGOGEMİ oyununu oynadık.

OYNANIŞI: Önce mandallar(yolcular) ters çevrilmiş olan legoların içine doldurulur sonra denizden geçilir ve limana yanaşılır. Daha sonra ise yolcular tek tek indirilir gemi görevlisi tarafından (bu da ben oluyorum). Sonra tekrar karşı kıyıya yolcular alınmaya gidilir ve oyun oynama süresinde rekor kırar Mert Paşa yani 10 dakika.

Eyvahh kızamık olduk

08. 05. 2008 perşembe evet bu tarih ilk geleneksel çocuk hastalıklarından ilki yani kızamık çıkartma tarihimiz. Çarşamba günü soğuk algınlığı gibi başladı perşembe günü gecesi ateşi yükseldi oğlumun, aslında ateş olması durumunda hemen ateş düşürücü verirdim ama bu kez sanki acaba başka bişey olabilir mi düşüncesi içime yerleşti ve ateş düşürücü vermedim. Zaten perşembe akşamı sürekli anne ışığı kapat diyordu. Gerçi o zamana kadar ışığa karşı hassasiyetin
kızamığın belirtisi olduğunu bilmiyordum. Sabaha kadar uyumadık, tabi hal böyle olunca sabah da uykusuz uykusuz işe gitmek zorundaydım. Annemide tembihledim ateşi yükselirse falan hemen doktora götürelim diye. Annem aradı öğleye doğru galiba kızamık bu bütün vücudunu kırmızı lekeler kapladı dedi. Gerçekten kızamıkmış ama Allah'a şükürler olsun ki kolay atlattık.İnternetten kızamığı araştırdığımda bayağı korkmuştum çıkartamazsa beyin iltihaplanmasına kadar bir sürü etkileri varmış.Aşılarında etkisi büyük tabiki. Suçiçeği aşısını yaptırmamıştık şimdi en yakın zamanda bunuda yaptırmalıyım :(
Neyse geldi geçti Allah herkesin çocuğunu korusun.

2 Mayıs 2008 Cuma

Off sabaha yetiştirmem gereken 2 proje var

Aslında Mert in bilgisayarla oynamasına çok karşıyım. Onu nekadar uzak tutarsam
o kadar iyi olur kanaatindeyim. Zaten biraz daha büyüyünce beni dinlemiyecektir.
Böyle olmasına karşın bile fırsatını yakaladığı zaman soluğu bilg. önünde alıyor
şimdiden mouse kontrolü mükemmel,istediği dosyayı açabiliyor zamane çocukları
bunlar şimdiden böyle olursa büyüyünce nasıl olurlar bilemiyorum :)

1 Mayıs 2008 Perşembe

23 Nisan Bugün...

23 Nisan Bayramına katılamasak da akşam yapılan kutlamalarda yerimizi aldık.
Nilsu ve Mert Eylem in konserinde çok eğlendiler.

Burada da konserden ve kalabalıktan sıkılan ve
kapalı markete camından girmek isteyen bir yaramaz görülmektedir.

Konserden sonra eve giderken kısa bir çay molası verdiğimiz park
( Burada da hiç rahat durmadık nilsu ve ben hep peşimizden koştular :) )

29 Nisan 2008 Salı

Edirne' deyim.

Edirne de bir havuz.
Mimar Sinan.



- Aaaa tavuk kuşu mu bu anne?


Yorgunluktan çimlerin üzerinde dinlenen yaramaz.

Bu da tatliş oğluşum istediği için Selimiye camisinin bahçesinde çekildi.
Özellikle o ağaçların altına geçip poz verdi.
Amanda nekadar da şeker çıkmış benim minnoşum. :)P

Selimiye Camii


Çarşısından Selimiye ye giriş


Avludan bir görüntü

Caminin içi gerçekten çok eşşiz bir mimari.

Selimiye nin bahçesinde ki islam müzesinde bulunan
Kuran'ı Kerim okuyan hafızlar.

Gezi fotoları devam :)


Burasıda Kırklarelinin meydanı soldan sağa: Rıfat abim, Gözde ablam,Dayım ve Annem var
birde tabiki de ben..























Mert sonunda yılın ilk dondurmasıyla tanıştı ve görüntüden de anlaşılacağı üzere
burnunu batıra batıra külah dahil olmak üzere yedi :)






Kırklareli deki bir parkta bulunan bu küçük ev öyle hoşuna gitti ki benim afacanımın, ordan çığlıklarla ayrılabildik. Tabiki bu zoraki ayrılışın bizim tüm günümüzü berbat edebileceğini bilemezdik.

Teyze ya niye öyle bakıyorsun bana ya, kimsin sen.
Bak konsantre olup bir kayamadım ya.




Bu 2 fotoda da zorlada olsa objektife baktırılabilmiş bir Mert var.
Ne zor çocukların resmini çekebilmek. Özelliklede çektirmek istemeyenlerin







Anne : Mert sümüklü böcek olmuşsun önce silelim burnunu sonra çekerim seni oğlum.
Mert: Bat şiiiydim işte, böle olumuu?
Anne : Olmazmı hiç :)





Dayım dedemin minübüsünün arkasına benim adımı yazmış ee önünde poz vermemek olmaz değilmi ama :)P








İşte benim rıfat abim (teyzemin oğlu) o şuanda asker ama artık çok az kaldı bitmesine 10 gün falan :))

links

About This Blog

links

About This Blog

Blogger templates made by AllBlogTools.com

Back to TOP