16 Aralık 2008 Salı

İlk Sinema Deneyimimiz.....




Dün akşam eşim ve 1 arkadaşı sinemaya gitme kararı almış hanımlara sormadan, ilk duyunca kızdım gerçi gidemem falan dedim ama baktım biletler falan alınmış ve kalabalık bir grup gidecek oyunbozanlık yapamadım.


Aslında gitmek istemediğimden değil oğlumu evde bırakmak istemediğim için içim rahat değildi. Zaten çalışıyorum eve gel yemek ye hemen çık çocuk ne olduğunu anlamadan ,tam anne baba geldi diye sevinirken tekrar kaybetsin olacak şey değil. Eşime dedim ; "Giderim ama tek bir şartla Mert'ide götürürüm anlamam" Babamız önce bilmeki dururmu falan dedi , "valla durmazsa ben çıkar dışarıda beklerim sizi " dedim baktı benim fikrim değişmeyecek ee peki gidelim bakalım ne olacak dedi.


Gerçi babaannemiz biraz bozuldu buna ama ne yapayım zaten bütün gün zor durmuş onlarla. Pek alışık değik çünkü, birde akşam üzmek istemedim oğlumu. Neyse efendim düştük yola......


Seansdan 1 saat kadar falan önce gittiğimiz için oğlumla şöyle bir alışveriş merkezindeki oyuncaklara doğru hücum ettik. Hepsine bindi,indi :p


Yanlız şöyle bişey var bizim oğlan pek bi ekonomiktir. Jetonlu oyuncaklara çalışırken binmez çalışmadan biner. Oyuncakcıya gider seçemeden geri gelir ( Bu özelliği anası) Velhasılı her eve lazım yani bundan.



Neyse film başladı anonsunu duyduk kaptık mısırımızı suyumuzu hop atladık koltuklara. Gerçi ben korkar diye düşünüyordum ama hiç öyle olmadı dikkatli dikkatli izledi ve sordu sürekli tabiki o kadar absürtlüğü anlayamadığı için. Yarıya yakın uyudu diğer yarının sonuna doğru kalktı. Ve film bitiverince bastı yaygarayı " BANANE BİTMESİN, YİNE BAŞLASIN DİYE"


Böylelikle ilk sinema deneyimimiz başarı ile sonuçlandı 41X maşallah.


Bu arada film hakkındaki yorumum:


Ben beğendim ilk yarısında biraz uyukladım ama daha sonra iyiyidi. Daha kötü olduğunu düşünerek gitmiştim çünkü. Gitmek isteyen olursa çok bişey beklemeyin yinede.

12 Aralık 2008 Cuma

Ortaya biraz karışık

Bayram çocuğu Mert büyük annesinin yani benim annanemin evinde bayram ziyaretinde ama tabiki yine adam akıllı bi poz vermek yok. Yandan ve titrek :p


Bu da az önce sağ salim gördüğü ineğin nereye gittiğini merak eden bakışlar.



Allah tan bayramın 1. günü hava 1 gün öncesine göre biraz daha iyiydi de çocuklar kesimden sonra bahçede büyükler etrafı toparlarken oynadılar. Arka fonda da Elvan ve Kağan görülüyor.

Bu oda bizim her ne kadar adı oturma odası olsada önceden oturmadığımız ama Mert biraz büyümeye başlayınca vazgeçemediğimiz mekanımız. Görülmese de koltukların üzerinde örtü var bazen halının üzerinde de oluyor aynı tür örtülerden. Ne yapayım çalışan anne olunca her zaman halı silmek çokkkk zor.

Ve her akşam alışık olduğumuz manzara bize kızınca hemen TV kapatılır.

Tapattım işşştee....

9 Aralık 2008 Salı

Bayramlar bir başka güzeldir herzaman, ben eski bayramlar demiyorum hiç çünkü bayramın eskisi olmaz bayram he bayramdır. Yine çocukluğumdaki gibi günler öncesinden heycanlanmaya başlıyorum. Amaçlar farklı olsada tad hep aynı tad benim için.
Çocukken bayramlıklarımızı giymek ve bayram harçlıklarımızla bakkala koşacağımız için sevinirdim şimdi ise uzun süredir görüşmediğimiz akrabalarımıza gidip herkesin gözlerindeki sevinç pırıltılarını görmek için heyecanlanıyorum.
Ve şimdi ise 3 yıldan beri canım oğluma bunu yaşatmaya çalışıyorum. Bu sene daha bir anlıyor herşeyi, 1 hafta öncesinden sürekli bayramla ilgili cümleler kurdum( Bunları bayramda giyeceksin, bayramda gideriz v.s.) ve gerçekten o da bayramı büyük bir sevinç ve merakla bekledi. İnşallah bayramları her zaman önemser.
Arife günü akşamı annemlere gittik yine herzaman ki gibi. Onlar bizim bulunduğumuz ilçeye 11 km mesafede başka bir ilçede oturuyorlar. Kurbanımızı orda kesiyoruz bizde hep beraber, sabah gitme riskini göze alamadık geç kalmaktan korktuk. Öğleye kadar işimiz bitti . Rabbim kabul eder inşallah.
Ayrıntılara sonra giricem çok uykum geldi. Yarın ağır misafirlerim var (Kayınvalidemler) Hadi kolay gelsin bana :p

Kurban bayramımız mübarek olsun



Kurban, kurban bayramı günlerinde ibadet niyetiyle belli hayvanlardan birini keserek yapılan bir ibadettir. Kurban, Allah Tealâ'nın ihsan buyurduğu varlığa bir teşekkürdür.


Kurban ibadeti İslâmiyetten önce de vardı Cenab-ı Hakk'ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir peygamber olan İbrahim (a.s.) bir adakta bulunmuş, bir oğlu olduğu takdirde onu Allah'a kurban edeceğini adamıştı.

Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama o, adağını nasılsa unutmuştu. Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti.

Hz. İbrahim bu rüyayı üç ayrı gece görmüştür. Peygamberlerin rüyası vahiy olduğu gibi onlar tarafından yapılan tabirleri de vahiydir. İbrahim a.s. da rüyasını, oğlunu kurban etmesi gerektiği şeklinde tabir etmiş ve böylece bu tabir de vahiy olmuştur.

Artık Hz. İbrahim'in bu vahyi yerine getirmesi gerekiyordu. Elbette bu çok zordu ama Allah'tan aldığı vahye uymaması daha zordu.

İbrahim a.s büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı. Hiç tereddüt etmeden Allah'a teslim oldu ve durumu oğlu İsmail aleyhi's-selâm'a açmaya karar verdi.


Şimdi konu ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'in açıklamalarını dinleyelim: Allah Teala buyuruyor:


"İbrahim 'Ey Rabbim, bana iyilerden (bir oğul) ihsan et' dedi. Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. Oğlu yanında koşacak çağa gelince, 'Ey oğlum, ben seni rüyamda boğazladığımı gôrüyorum, bir düşün, ne dersin ?' dedi. (İsmail) Babacığım, sana ne emrolunuyorsa yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.' dedi. Her ikisi de Allah'a teslim oldular (Allah'ın emrine boyun eğdiler).


İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz de ona şöyle seslendik: 'Ey İbrahim, rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.' Dedik ve ona (İsmail'e karşılık ) büyük bir kurbanlık fidye verdik.


Kendisine sonradan gelenler için de iyi bir nam bıraktık. Selam olsun İbrahim'e. İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Çünkü 0, bizim mümin kullarımızdandır." (1)


Görülüyor ki, Kur'an da Hz. İbrahim'in gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit etmiştir.


Çünkü Cenâb-ı Hak kendisine seslenirken: "Ey İbrahim, gördüğün rüyaya gerçekten sadakat gösterdin." buyurmuştur. İbrahim a.s, Allah'ın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı üzerine yatırınca Cenab-ı Hak, İsmail'in yerine bir koyun kurban etmesini emretmiştir. Bu, Allah'ın insanlığa büyük bir lütfudur.


Allah, insanları Hz. İbrahim'in aracılığı ile insanı kurban etmekten korumuş olmasaydı muhtemelen insanlar, insan kurban etme, gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirdi ve insanları bu korkunç gelenekten kimse de kurtaramazdı. İbrahim a.s oğlu yerine Cenâb-ı Hakk'ın kendisine gönderdiği koçu kurban etmiştir. Böylece kurban Hz. İbrahim'den sünnet olarak bize intikal etmiştir.


Kurban, insanın Allah'a yaklaşmasına ve O'nun rızasını kazanmasına vesile olan bir ibadettir. "Kurban"kelimesinde bu mana vardır. İnsan kurban kesmekle İbrahim (a.s.) gibi Allah'a ve O'nun emirlerine bağlılığını, gerekirse O'nun rızasını kazanmak için her fedakârlığa katlanacağını göstermiş olur. Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi niyettir. Kurbanda da böyledir, iyi niyet ve ihlas esastır.


Bakınız, bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor: "Onların (kurbanların ) ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır.'' (2) Esasen Allah Teâla ancak takva sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder. Maide suresindeki şu ayet-i kerimeler bu konuyu bir örnek vererek açıklıyor. Allah Tealâ buyuruyor. "(Ey Muhammed) Onlara Adem'in iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti (Kurbanı kabul edilmeyen ötekine). -Seni öldüreceğim, demişti. Diğeri ise : - Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder, dedi ve devam etti : "Allah'a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.'' dedi. (3)Görülüyor ki, kurban kesenlerden biri iyi niyeti ve Allah'tan korkması sebebiyle sunduğu kurban kabul görmüş, diğeri ise kötü niyeti sebebiyle kurbanı kabul edilmemiştir. Sevgili Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurmuştur :


"Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur.''(4) Kurban, İslâm'daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir başka örneğidir. Her gün dünyada sayısız hayvan kesilir ve bundan çoğunlukla varlıklı kimseler yararlanır. Halbuki kurban bayramında kesilen kurbanlardan daha çok yoksullar ve hayır kurumları istifade eder.

27 Kasım 2008 Perşembe

Çok üzüldüm çokkkk.

Az önce bir bloger ın yazdıklarına rastladım ve içimi derin bir sıkıntı kapladı. Öğretmenler hakkında çok kötü şeyler yazmış. Adını vermek istemiyorum aslında eminim oda üzülmüştür sonra gelen yorumlardan. Evet ilkokul çağları çocuklar için çok önemlidir. Kötü öğretmenlerle karşılaşılabilir ama burda en büyük suç ailenin değilmi. Aile dediğin çocuğunun akşam okuldan geldiğinde gün içinde neler olup bittiğini sormalı veya yüzünden anlamalıdır. Gerçekten öğretmeninin sorunlu bir tip olduğunu fark edince hemen öğretmenini değiştirmeli, neyse efendim. Benim eşimde öğretmen ben biliyorum nasıl fedarkarlıkla nasıl çilelerle çalıştığını. Sırf okulunda maddi yönden vasat olan çocuklar olduğu için öğle yemeği aralarında ÖSS hazırlık kursu veriyor hemde hepsine birer tane test kitabı hediye ederek. Karşılığında bişey bekliyormu evet bekliyor aslında sadece SAYGI VE SEVGİ. Benimde sorunlu öğretmenlerim oldu ama bu işi canıyla başıyla yapan öğretmenlerimde. O yüzden diğerlerine bakıpta hepsini kötülemem çok büyük hata olurdu onlara zaten öğretmen demiyorum. Onlar zamanında torpille falan öğretmenliğe girmiş lise mezunu insanlar bence. Kötüller yanlızca öğretmenlerde yok, organ mafyasına çalışan canımızı emanet ettiğimiz doktorlar, terör örgütüne çalışan askerler yokmu var tabi ama biz yinede öyle olmayanlarına güveniyoruz ve çokkk seviyoruz.

LÜTFEN BU İŞİ LAYIĞIYLA YAPANLARA ÇAMUR ATIP DA KALPLERİNİ KIRMAYALIM.

18 Kasım 2008 Salı

Az önce oğluşumu uyuttum yaşasın! Aslında gecenin 12 si çok geç bile ama ne yapayım yaklaşık bir haftadan beri benim kuzumda bi haller vardı. kadar uykusu olsada bağırıp çağırıp yinede uyuak istemiyordu. Artık 1-2 kaçta uyumaya ikna edebilirsek :(

Ama güzel olan taraflarıda var bu değişimin mesela; artık babasıyla zaman geçirebiliyor evet ençok buna seviniyorum aslında. Hiç değilse bulaşıklarımızı hemen yemekten sonra yıkayabiliyorum ( Bu arada şu bulaşık makinasından nefret ediyorum, kirlileri yerleştirmesi güzelde birde boşaltmak olmasa offf bu beni öldürüyor. Bazen boşaltmadan içindekileri kullana kullana bitiriyorum)

Bu arada artık çok güzel konuşuyoruz Türkçeyi çözdük yani.

Örnek :

KOMACAN Kocaman oldu
KAMBİYON Kamyon
OPTODÜS Otobüs
vs.vs.vs.

Birde benim oğlum artık annesinin babasının işini, ev adreslerini söylyebiliyor. Adlar ve soyadlar çoookkktan öğrenilmişti.

Yanlız bugün öksürmeye başladı ne yapacağımı bilemiyorum galiba sabah doktora yolcuyuz. Kışın hergece çalıştırdığımız nem makinasını kullanmaya başlamamıştım ondanmı acaba. Şu kalorifer çok güzel şey de birde havayı kurutmasa :((

10 Kasım 2008 Pazartesi

Orda bir köy var uzakta.....

Nerden çıktı bilmiyorum ama köyümüzü anlatasım var. Tek katlı evleri, yemyeşil bahçeleriyle bir cennet sanki; Eskiden köyümüz şimdiki yerleşim yerinden 5-6 km daha yukarıdaydı. Demir madeni bulununca maden şirketi herkeze şimdiki yerleşim yerinden birer arsa ve malzeme verip köyü aldı. Şimdiki köyümüzde çok güzel ama benim hayal meyal hatırladığım kırmızı topraklı mis kokulu köyümüz daha güzeldi.

2 hafta önce hafta sonu düğün sebebiyle gittik , ben mert,annem,teyzem ve çocukları yani cümbür cemaat. Şansımızdan hava bayağı soğuktu ve benim merti mantar toplamaya götürme hayallerim suya düştü. o evde annemle birlikte kaldı. Biz çıktık yola......

Evde kalan oğlum bahçede çapa yaparken

Gerçi telefon çekimi olduğu için çok kötü amma yinede çok hoşuma gitti. Hep istediğim gibi adam gibi adam bir oğlum var. Her işten anlar mızmızlanmaz, kolay kolay ağlamaz ama çok merhametli ve sevecen. Gelinim çok şanslı olacak böyle devam ederse...

Hiç ilk defa yapıyor gibi görünmüyor. Sanki kırk yıllık çiftçi ( yirim ben şeniiii )


Aman ne gayret ne gayret

Toprağı inceleyen çılgın jeolog

Gelelim efendim eski köyümüzde mantar toplama maceramıza. İşte bu eski köyümüzün yolu miss gibi çam ve toprak kokan o güzel köy.
Tam şu sağda okul varmış çook eskilerde annem babam orda okumuşlar ilkokulu, ve babam taaa ozamanlardan sevmiş annemi.

İşte bütün köy böyle kıpkırmızıydı madenden dolayı. Köyde yıkılmayıp kalan yanlızca şu görünen ev...

Burası köyün göleti. Önceleri çok büyük ve daha aşağılardaydı ama sürekli suyu çektikleri için artık azaldı. Çokda kötü bir hikayesi var annemler daha çocukken bir arkadaşları bu gölette boğulmuş ve ancak bir ay sonra bulunabilmiş cesedi, işte okadar derin ve büyüktü zamanında. Çocukken hep ürkerek bakardım sanki o çocuğu görecekmişim gibi hissederdim.
İşte tam şu sol tarafta mantar aradık ama yanlız 1 kova toplayabildik oysaki kovamız dolduğunda ne yapacağımızı bile tartışmıştık yolda :(

Bu eski belkide 60-70 yıllık bir fırın

Bunlarda madenin lojmanları. Artık kullanılmıyor ama tesisin hemen üstünde olduğu için yıkılmamışlar.

İşte bu da gölete kuşbakışı.


İşte bu kaya parçasıda eski köyümüze ait bütün taşlar bu renk Mor-mavi-kırmızı-pembe karışımı. Hele bir tane bulmuştum küçükken güneşte göz alıcı şekilde parlıyordu. İşte böyle artık o köy yok aslında artık o komşuluklarda yok.

links

About This Blog

links

About This Blog

Blogger templates made by AllBlogTools.com

Back to TOP