14 Nisan 2009 Salı

Pipicik uff oldu :(

Oğlum 1 kaç haftadan beri sürekli çişini tutuyor bizim zorumuzla yapıyordu o da patlama aşamasına gelecekde ozaman razı olacak. Görünürde hiç kızarıklık yada acı belirtisi de yoktu. Gerçi benim oğluşum öyle ufak tefek acılara pabuç bırakıp da sızlanmaz, düşünce bile ağladığı çokkkk nadirdir o da tanımadığı birilerinin önünde düşerse utançdan ağlar ve hemen o ortamı terketmek ister bana çekmiş bu huyu iyiki babasına benzemedi :p
.
Dün işteyken annem aradı Mert'in pipisi çok fena şişti acıdığını söylüyor dedi, çok korktum açıkçası hemen babamızı aradım gel beni al eve gidelim doktora götürelim dedim. Eve bir geldikki çocuk sünnet olmuş gibi yürüyor yinede acımadığını söyleyerek doktora gitmekten kurtulmaya çalışıyor. Çeşitli bahanelerle kandırıp çıktık evden hastaneye gittik idrar örmeği için işemesini bekledik saatlerce, sonuç idrar yolu enfeksiyonu yokmuş. İltihaplanma dedi doktor 2 tane merhem 1 tanede ağrı kesici verdi.
.
İlk defa o akşam çişini ağlayarak yaptı yavrum kıyamam, merhemleride sürüyoruz ama bakalım yarınıda bekleyip geçmezse bir üroloji uzmanına götürmeyi düşünüyorum. İnşallah çabucak atlatırız.....

7 Nisan 2009 Salı

........

Seren Serengil 3 ay erken dünyaya getirdiği kız bebeğini bu sabah kaybetmiş. Haberi okuyunca çok üzüldüm bu 3. bebeğiymiş kaybettiği, Allah sabır versin çok acı bişey ve bu insan bunu 3. kez yaşıyor. Herşeyde bir hayır vardır derler ya bunda da vardır elbette bir hayır. Rabbim dayanma gücü versin bu acıyı yaşayan herkese.
.
.
Allah evlat acısı yaşatmasın diyorum başkada bişey diyemiyorum.

Bende Smart Blogger'ım :))


Blog tarihinde aldığım bu ikinci ödülüm ama ilki kadar heyecanlıyım yine,
ilk ödülüm Bekir Mert'in annesi Yaseminden gelmişti şimdiki ödülüm ise İlyas Siraj'ın annesi Yeliz. Öncelikle yeni tanıştığım Yeliz' e çok teşekkür ediyorum.
Şu blog dünyası çok enteresan yüzünü bile görmediğin insanları seviyorsun ve 1-2 yazmadığında merak ediyorsun. İyiki varsın blogger hatta I LOVE BLOGGER :)
Bir sonraki yazımda benimde ödüllerim gelecek bakiim kimlere gidecek.

3 Nisan 2009 Cuma

Tükeniyorum Rabbim

Bugün email yoluyla okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Ben okuduğumda hıçkırıklara boğuldum, o kadar çok etkilediki beni hala ara ara okuyorum.
Bu günlerde biraz sıkıntı var içimde bu yazı çok iyi geldi. Gönderenden Allah razı olsun
.
.
.
Tükeniyorum Rabbim!
Tükeniyorum Rabbim! Yalnız kaldığımı düşünüp, varlığının her an, her noktada tezâhür ettiğini, beni devamlı koruyup gözettiğini, gönlümden geçenlere dahî cevap verdiğini unuttuğum zaman, “Rabbim” demeyi unuttuğum an tükeniyorum!
Diriliyorum Rabbim! Sana yaslandığım, Sana güvendiğim, Sen’inle başlayıp, Sen’inle devam ettiğim, tüm işlerimi Sana havâle ettiğim an! “Ne güzel Dost’sun” dediğim zaman diriliyorum.
.
.
.
Tükeniyorum Rabbim! Tüm sevdiklerimden; anne-babamdan, cânandan, ten kafesindeki cândan daha yakın olduğunu bilerek, ellerimi Sana açmayı, Sen’den netice, Sen’den çâre beklemeyi unuttuğum zaman! “Bu dertler neden bana?” dediğim an tükeniyorum.
.
.
.
Diriliyorum Rabbim! Havayı soluyup Sen’inle dolduğum, gözümü açtığımda Sen’i bulduğum, en sağlıklı irtibatı Sen’inle kurduğum, tüm dünya bana küsse de Sen’in dostluğunu ümid ettiğim an! “Kahrın da hoş , lütfun da hoş” dediğim zaman diriliyorum.
.
.
.
Tükeniyorum Rabbim! Hayat enkâzı altında kaldığımda, çekiç misâli zaman beynime vurduğunda... Hayal, ideal diye, küçük hedefler peşinde koştuğumda... Dünya meşgalesine dalıp, bir cenneti, bir azabı, bir de ölümü unuttuğumda... “Beni affet” demeyi azalttığımda tükeniyorum.
.
.
.
Diriliyorum Rabbim! Yandığımda Sen’inle söndüğüm, Seni hatırlayıp rûhumu güldürdüğüm, O sırlı gücünden kuvvet aldığım, Sen’inle yürüdüğüm, dua ederek Sen’inle konuştuğumda... İçimdeki tüm ırmaklar sana kavuştuğunda... Ruhum kitabın ve secdenle buluştuğunda… “Ya Rab, bırakma ellerimi” dediğimde diriliyorum. Yeniden cânlanıyor, cânıma cân katıyorum! Cânımda Sen’i buluyorum! Sen’inle huzur doluyorum!
.
.
.
Dirilişlerim, dostluğunun tercümesidir. Sen’i yâr bilişimin, yoluna serdâr oluşumun, sözlerinle hemhâl oluşumun işâretidir. Dirilişlerim, sana açılan tüm kapıların anahtarıdır... O kapılar önünde gösterebileceğim en güzel beraattır. Dirilişlerim, tüm yangınlardan firar edişim, sonu olmayan birtebessümdür! Ruhumun ebedî dosta, yegâne vuslata ilerleyişidir. “La ilâhe illallâh”,
.
.
.
Sen’den başka yok ilâh diyerek, kendimi Sana emânet edişimdir. Durdur tükenişimi. Kabul buyur dostluğuna. Dirilt beni Rabbim!..
.
.
AMİNNNN
(Alıntı)

29 Mart 2009 Pazar

Babanne ve dedemizin bize geldiği bir hafta sonu onları yeni keşfettiğimiz
bir yere kahvaltıya götürdük İzmir yolunda Ören'e yakın bir yer nefis açık büfe kahvaltı.
Ama gel görki benim zıp zıpdan bişey yiyemiyorsun, bahçedeki çocuk parkını bir gördü içeriye
girmem diye tutturdu. artık dönüşümlü ona bahçede bekcilik yaptık ve tabiki de
kahvaltı yaptırdık. İşte o günden kareler...........

Tuvaleti görmeden yapamazdık çünkü bir orası kalmıştı karıştırılmadık, alınır sonra
tuvaletcağız :)


Çoğu postda bahsettiğim gibi bu aralar fotoğraf çektirmekten hoşlanmıyor.
Zorla gönlünü yapınca da işte böyle sinirli sinirli bakıyor ( yerim senin ben asbiyetini de seni de)







Kahvaltıdan sonra alışveriş merkezine gittik Akçay'a. Burası oğlumun
en sevdiği yer , ilk defa o gün jetonlu oyuncakları çalıştırmak istedi.
Daha önceleri çalıştırmadan binerdi.

Çekiliiiinnn bre düşmanlar SARI MERT geliyor.


Daha sahilde gezdik denize taş attık, ayaklarımızı denize soktuk
ama foto yok çünkü ben çekmeyi unuttum :(

Artık eve gelip yorgunluktan bitap düşmüş sevimli yaramaz.
Bu arada bu oğlumun uyku modudur. Ama direnir 1 olmadan uyumaz
benim fındık faresi.
.
.
Asla sevmediğim şey evdeki eşyaların örtülmesiydi ama malesef
bende uygulamak zorunda kaldım her gün halı koltuk silemedim yani.
Evde her akşam vukuat var çünkü, ya çay dökülür ya kahve ya meyve suyu.

Burası Altınoluk yani yeşil ve mavinin birleştiği eşsiz beldelerimizden biri.
O kadar şanslıyız ki; bol piknik alanları , safariler, tekne gezintileri, uçsuz bucaksız plajlar
hepsi sanki burada aynı yerde toplanmış. Kışın sıcaklık en fazla -3 falan olur o da geceleri.
Kar olmaz ama illaki görmek istersen 5-6 km yol gidip kazdağı yada hanlarda eşsiz kar keyfi
yapabilirsin. Yani 4 mevsimi yaşanır bizim buralarda.



Dayı ve Mert

Daltonlar


Fotolar annenin kamerayı getirmeyi unutmuş olması sonucuyla
cep çekimi, e haliylede pek iyi değil. Bu Altınoluk kordonda bir balıkçının önündeki
kocan akvaryum. İçinde köpek balıkları ve vatoslar var.

Mert hızla cama doğru gelen dev vatosdan biraz korksada
sonra alıştı.


24 Mart 2009 Salı

Gecikmiş bir sürü foto

Bunlar doğum günü fotolarımız yani ta 1 ay öncesi yani 28 şubat'a ait.
Bu doğum gününde özel bişeyler yapmadık sakince kendi kendimize kutlayıverdik işte, Annane-dede, Babanne-dede, Büyükanne-büyükdede, benim 2 teyzem ve çocukları birde Müjgan teyzemiz Hakan amcamız ve oğlumun sevgili arkadaşı Nilsu. Tabii birde bizim çekirdek ailemiz :)

3 çeşit pastamız, pizzalarımız, kurabiyelerimiz ve içeceklerimiz vardı. Patamız soldan sağa Babanne, anne,ve annenin teyzesi yani Asiye teyzeye ait. ( Bu arada anne yapmadı aldı ama :P)

dip not: Oğlumun süper saçları vardır, arkadakiler havaya kalkar bu aralar berbere gitmeyi kesinlikle reddettiği için özgürrrce dalgalanıyorlar. :)


İşte mumları tek tek üfledi oğlum bu kez bundan önceki doğum günlerinde hep mumu eline almak isterdi anladım; artık büyümüş.


Daha sonra hediyelerimizi açtık tek tek , galiba çocukların en sevdiği aşaması bu özel günlerin. Biz anne-baba olarak hediye vemedik oğlumuza bu doğum gününde çünkü aldığımız hediyeyi bir akşam öncesinden vermiştik dayanamadık işteeee.

Bu oynadığı arabayı Fatma teyzemizin oğulları almış, çok sevdik farlarını ve kapılarını açıp kapatıyor müzik eşliğinde haa birde dans ediyor.


Bu arka fonda görünenler annane ve dede birde doğum günü çocuuuu. Malesef asla fotoğraf çektirmek istemediği için böyle bişey yapıverdim. Maksat 3. yaş günü hatırası olsun.
Bu bisiklette annane ve dede den, geçen yaz boyunca hep bu boy bisikletlere saldırdı durdu. Kendi bisikleti bebek bisikletiymiş ona artık binemezmiş. Neyse bu yaz rahatız en azından başka çocuklarınkine sarkmaz. Ayaklar tam yetişmediğinden yarım pedal yaparak sürebiliyoruz.


Bunlarda cicilerimiz ışıklı spor ayakkabılar Asiye teyzemizden, Lacivert eşofmanlar sağ alttaki Fatma Teyzemizden, diğer sweat ve eşfman takımı babanne ve dedemizden, birde Nilsu nun hediyesi kazağımız vardı ama buraya koyamamışız.


İşte o her erkek çocuğun mutlaka bir kez giydiği yürürken ışıklar saçan spor ayakkabılar.


Asiye teyzemiz


Babannemiz


Bir akşam Mert nerdesin diye sesleniyorum ses yok aradım taradım ve en sonunda nerde buldum :)




Efelerin efesi


Okeyler sadece okey oynamak için değil bizde
yollar yapılıyor arabalar için


Böyle tuğla olarak inşaatlara taşınıyor ve bina inşaa ediliyor.



Şoför olarak arabalara bindiriliyor.















Uykulu şirin ....

8 Mart 2009 Pazar

KADINLAR GÜNÜMÜZ VE MEVLÜT KANDİLİMİZ MÜBAREK OLSUN

Herkesin kandili mübarek olsun. Bu gece dualarımız hep aynı olsun BARIŞ,HUZUR,EKONOMİK SIKINTILARIN BİTMESİ.


Kadınlar günü için söylenecek bişey bulamıyorum aslında ; belki şu anda bile şiddet gören binlerce kadın vardır. Allah hepsinin yardımcısı olsun.
Bu gün çok güzel bir gün geçirdik, geçen hafta sonu 3. doğum günümüzü kutladık. Fotoları ekliycem çokkk yakında.

links

About This Blog

links

About This Blog

Blogger templates made by AllBlogTools.com

Back to TOP