20 Ekim 2008 Pazartesi

Hafta sonu...

Buaralar çok sinirli olduğumuzdan daha önce bahsetmiştim. Yanlız şöyle bişey var acaba yanlızca benim oğlum mu çok sorunlu acaba. Kime bu konudan bahsettiysem bu kadar sorun yaşamadıklarını söylüyorlar yada zamanla unutuyor insan ama şuna eminimki 2. bir çocuk istemiyorum yada en az 8-9 yıl. Sürekli bir stres bir koşuşturma içerisindeyiz ne kendi kendine oyun oynuyor ne de benim yanımdayken uslu duruyor. Tabi ki saksı gibi çocuk olmaz nereye bırakırsan orda oturan ama bu kadar da fazla galiba.
Bir de uykudan nefret ediyoruzki sormayın, normalde akşam 9 gibi uykusu geliyor ve film ondan sonra kopuyor. Sürekli mızırdanma, etrafı dağıtma oyuncakları fırlatma ve sorun çıkarma hatta sonrasında hıçkırıklarla ağlama.
Hadi artık kendi kendine uyumasını geçtim de bari sallayınca uyusa. Uyuyacağını anlayınca başlıyor bağırmaya hayır uyumak istemiyorum, uykum yok, parka gidelim, acıktım, çorba içelim, kurabiye yapalım. Yani gecenin 12 si ya insaf.. Diyorum ya benim kuzu uykuda geçen zamanı boşa sayıyor bu yüzden kesinlikle uyumak istemiyor. Artık bayılacak ozaman uyuyacak (Sallanarak tabiki) Bu bebekliğinden (yaklaşık 8. aydan ) beri böyle hele birde işten 7 de gelip yemek yapıp, bulaşıkları yıkayıp, oyun oynayıp yargunluktan öldükten sonra bu uyutma işi beni öldürüyorrrr ya. Hep kendimi teskin ediyorum ( bu günler geçecek kocaman adam olacak ozaman kucağına gelmek bile istemeyecek bu günlerin kıymetini bil diye)
Pazar günü hiç bir iş yapmadım, babamız saat 16 dan 21 e kadar evde yoktu ee bizde yanlızdık sadece oynadık, mamalar yaptık yedik! içtik birbirimizi gıdıkladık,balkonda oynadık biraz, birazcık gezdik. Ama akşam yine yaygara koptu uyku konusunda. Offf offff geçer bu günler diyorum ama bir çocuğun küçükken uykusu neyse büyüyüncede öyle oluyor yani ben daha uzun yıllar hadi oğlum okula gideceksin yat artık kelimesini binlerce kez tekrarlayacağım.
Aslında hafta sonunu yamayı düşünüyordum amma bu konu ağır bastı. Hadi bakalım inşallah akşam yani gece minik kurbağacığımı uyuttuktan sonra eklerim belki.

17 Ekim 2008 Cuma

Evde iki başına...

Saat 12.30 gibi oğluşumu uyutabildim ve geçtim bilg. başına bloğa yüklenecek bissürü foto var ama yükleyecek adam yok. Neyse bari taaa eylülden kalma çok güzel bir akşamın fotolarını yükleyeyimde içimde kalmasın yani. Bu akşam kardeşim bizde benim kocayla bilg. oynuyorlar :) bende koydum laptopu yere bir taraftan onları izlerken bir yandan bazı blogları gezdim eee bunlarıda eklemeden geçemedim.
Oğlumla başbaşa yanlız kaldığımız bir akşam (ilk kez) oğluşumla demledik bitki çayımızı üzerine meyve, bisküvi ohhh şöyle başbaşa takıldık işte. Oyuncaklarımızla oynadık yani güzel bir akşam geçirdik.

Bu ünlü selocanımız. Mert daha bebecikken türkcell reklamını çok sevdiği için belki oynar diyerekten almıştım ama malesef umduğum gibi olmadı. O akşam onunla fotoğraf çektirmek istedi e bende kırmadım tabiki.
Yanlız bu arada surata dikkat zorla gülümsemek bu olsa gerek.


Daha sonra bowligle devam ettik oyunumuza



15 Ekim 2008 Çarşamba

E sonunda yaklaşıyoruz.

Anne&Oğul

Bayramda Babanne ve dedemize gittik Balıkesir'e, babamızın amcalarına bayram ziyareti sebeiyle bir çıktık sabah evden akşama zor girebildik.Bayram ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra ver elini Atatürk parkı. Bu park yeni yapıldı eskisi tamamen yıkılarakve süper olmuş biz bayıldık bu kadar gezmemiştik içini daha önce.
Botanik göldeki balıkları inceliyoruz.

"Anne bi sürrü var valla"

Bayılırız böyle merdiven falan inip çıkmaya..

Yine anne&oğul

Valla bu biraz gereksiz gibi olmuş galiba aman neyse diğer fotoya bakalım bakalım :p

" Acaba şimdi ne yapsam"

"Yuuppi burası süper ya"
Benim hiperaktif çocumm malesef atlamadan ,zıplamadan,koşmadan duramaz. Bu eğimli bisiklet parkuru bizi biraz rahatlattı. Bisiklet falan yoktu ogün Mert bi aşağı koştu bi yukarı bizde biraz oturduk yaniii.


"Anne bapıyosun"

" Öff içide çok kumluymuş gitti bayramlıklar ya"

Zorla çiçeklerin başına geçirilip fotoğrafı çekilen zavallı çocuğum.

Biraz yaza dönicez şimdi...

Yaları ailecek kalabalık olduğumuzda Ören'de gittiğimiz bir yer var. Burası hem deniz hemde piknik için çok uygun bir yerarka taraf kavaklarla çevrili masaları olduğu piknik alanı, önü kocaman bir kumsalı olan bir sahil. Denizi sığ fakat tertemiz ve tamamen kum ee biz pek burda yüzemesekte pek çocuklar için mükemmel bir yer .
Annesinin teyzesinin oğullarıyla oynamaya bayılır benim oğlum. Hele şu elinde kova olan ufaklık yokmu ona aşık isminide mini mini topi topi koydu kendisi, e bizde Tarık demeyip mini mini topi topi diyoruz. Evet deniz demek çocuklar için sınırsız su, kum ve oyun demek.

Minik Orkom denizden çıkıp İkbal teyzesinin aldığı şeker gibi plaj havlusuyla kurulanmış bile.

Bu da farklı bir haftasonundan bir kare ben bu fotoya bayılıyorum. Yavrum annesinin "Mert bana bak oğlum, meeeerrrtt hadi gülümse" sözlerinden sıkılmışcasına garip garip bakmış.

Yirim onu ben yirim yirim.

"Ohhh.... bol bol yüzüp :) yorulduktan sonra mangal hazır olana kadar biraz dinleneyim dedim. Bir rahat yok arkadaş bana her yerde bir kamera bu kadarmı zor ünlü olmak yafuu."


" Bari ilgilenmiyormuş gibi yapayım."


"Eeee sıkıldım ama indirin lan beni burdan."

Park sefası

Burası bizim apartmanımızın yanındaki parkımız daha yeni yapıldı ama biz bütün bir yaz hemen hemen her akşam burdaydık. Yemeğimizi yememiz için bile için zor sabretti bizim yaramaz.

Gerçi park dediysek Mert paşa öyle salıncakta falan sallanamaz, zannedersem çok hareketli olduğu için salıncakta kendisini mahkum gibi hissediyor. Eee tabi sallanırken kendini bağlı olduğu için atamıyor.

Böyle olunca bizde bol bol spor yapıyoruz. Onun deyimiyle yapsit ( jimlastik gibi bişey herhalde :p )

3 tekerlekli bisikletine binmeyim 2 tekerlekli bisiklet istediğinden bu yana biraz dertliyiz aslında 2 tekerlekli bisikleti olan abileri ablaları gördümüyalvarıyor fütfen biras biniyim şona vericem diye. Galiba önümüzdeki yaza şu arka tek. iki tarafında küçük tekerleri olanlardan alicez galiba :(






7 Ekim 2008 Salı

Haziran ayı seçmeleri

Minicik bir boş zamanın olmayan bir annenin taaaa 4 ay önce yayınlaması gereken fotolar

Değişik bir çocuk olduğumuz için normal bişeylerle oynayamıyoruz.
E ne yapalım asla izin vermem dediği şeylere bile izin vermek zorunda!kalabiliyormuş insan.

Karşısında bulaşık yıkayan annesine bakarak su oynayan bu küçük velet benim aşkım.

Oyuna devam....

Aman gayrete bakın ya :) Ne kadar önemli bi iş yapıyo.


Oğlumun ilk profesyonel fotoğraf çalışması :)


Annesinin yeni aldığı ayakkabılarını deniyor.
Şu parmakların yere bastığındaki yamukluğuna hastayım ben yaaa.

Aynı akşam bulaşıklarını yıkadıktan sonra şöööle sulu sulu bir karpuzu haketmiş canavar adam.

Bu da oğlumun ilk İzmir seyahatinden görüntüler. Hayvanat bahçesine bayıldı. İlk kez gerçek boyutunda bir fil görüp çok şaşırdı.

Fuarda karnımızı doyurduk gezdik hayvanları inceledik hatta minik keçiyi kucağımıza alıp sevdik bile ve artık dayanamadık uykuya. Tabi pratik fikirli annesi hemen alet edevat çantasındaki donları yedek eşyaları ayağına yastık yapıp piknik masalarında topuklarının tahtaya geçmesine aldırmadan oğluşunu uyuttu serin serin. Babayla annede biraz dinlenmiş oldu böylece.

İşte bizim çekirdek ailemiz
Akşamına İzmirde katıldığımız düğünden bir kaç foto.
Karşısındaki süper manzaraya bakarak şarkılara eşlik eden geleceğin arabesk - fantazi sanatçısı adayı Merrrrrttt.

"Offf dilim damağım kurudu be şarkı söylemekten"

Balıkesir'e babannemize gittiğimizde anneyle babanın ünv. zamanlarında okul çıkışı gelip ormantik ormantik oturduğu :p parka geldik. Ve işte Balıkesir fuarının önündeki meşhurrr uçak.
Eee poz vermeden olmaz şimdi ama asker selamımızda hazır.


Bir Ramazan Daha bitti... Nicelerini Sevdiklerimizle Görmek Dileğiyle


links

About This Blog

links

About This Blog

Blogger templates made by AllBlogTools.com

Back to TOP