15 Nisan 2009 Çarşamba
2 gün önce gittiğimiz doktorun verdiği o pomadlar içime sinmemişti hem acil servisde bakmışlardı yanlızca. Bende dün iş çıkışı iyi bir ü.rolog bulmak için çalışmalara başladım ama malesef 1 tane bulabildim iyimi kötümü bilmiyorum onunla yetindik. Burada ürologların pek özel muayenehaneleri yok yanlızca 1 tane özel hastane var ve 2-3 de özel poliklinik. Önce özel hastaneye gittik ama malesef onların ü.roloğu yokmuş. Sağolsun danışmadaki bayan devlet hastanesine telefon etti, şansımıza bir ü.roloji u.zmanı nöbetciymiş.Teşekkür ettik ayrıldık.
.
Devlet hasnesine gittik mesai saati dışı olduğu için yanlızca acil açık, ü.rologla görüşmek istiyoruz hemşireler hayır efendim önce acildeki doktorumuz görsün gerek duyarsa ü.roloğu çağırır diyor. E be kardeşim dün gecede geldik derdimize derman bulamadık işte. Neyse benim cır cır cığırmamla bizi ü.roloğun odasına gönderdiler afra tafra ile.
.
D.oktor beyin odasına gittik derdimizi anlattık gözünü bilg. ekranından ayırmadan dinledi dinledi ve tamam muayene odasına geçin geliyorum dedi. Tabii okeyde sırası falan gelirde oyundan atılırsa yazık olur dimi ama helede okeye dönerken. Yani aslında bu benim fikrim okeymi oynuyor ne halt yiyiyor haberim yok ama ööölee bön bön ekrana bakınca ben onu hissettiydim.
.
Neysem çıktık dışarıya beyefendi 10 dk. sonra geldi (oyun ancak bitti tabi) . M.ert ilk defa ağlamadan ayak diretmeden yattı ellettirdi şeyini doktora. Seninki elledi evirdi çevirdi, bende bu arada bir gece öncede geldiğimizi başka bir doktorun şunu şunu verdiğini sayıyorum ama aklı oyunda kaldı tabi. Ve eldivenini çıkardı yürümeye başladı odasına doğru.
.
Attı şartellerim seslendim arkasından "D.oktor bey göstermeye gelmedik nedir sorun " dedim. Adam gayet rahat "Sünnet olcek " dedi bu arada o yürüyor önden ben arkadan böyle konuşuyoruz yani. " Nasıl yani önceki pomadları kullanmayayımmı "dedim. "Hayır işe yaramaz kestirin gitsin"dedi. Bende arkasından bir sürü dua.....:) saydım tabi.
.
Bu sabah başka bir ü.rolog buldum şeker gibi adam gösterdik yine baktı baktı bunda bişey yokki dedi. Hem zaten sünnet yaşı geçmiş Mertin ancak narkozla olur bundan sonra dedi ( sünnet yaşı 0-6 ay arası ve 7 yaş sonrasıymış). Yok zaten kestirmeyelim ozaman ama açılırmı diye sordum açılır tabi dedi bir iki oynadı eliyle çıktı pipisinin ucu. Eee dün gece ....... d.oktor kesin sünnet açılma ihtimali yok dedi dedim. Aaa yok öyle bişey sıcağa yakın sabunlu su yapıp günde iki kere içine oturt 3 gün içinde bir sorun kalmıycak dedi.
.
E sevindik tabi doktordan çıkınca akşamdan beri içim çok buruktu , ağlar ,korkar diye üzülüyordum. Narkozdanda korkarım en iyisi 7 yaşından sonra rahat rahat çocukda bile bile olur sünnetini :p Atlattık Allahıma şükür
14 Nisan 2009 Salı
Pipicik uff oldu :(
Oğlum 1 kaç haftadan beri sürekli çişini tutuyor bizim zorumuzla yapıyordu o da patlama aşamasına gelecekde ozaman razı olacak. Görünürde hiç kızarıklık yada acı belirtisi de yoktu. Gerçi benim oğluşum öyle ufak tefek acılara pabuç bırakıp da sızlanmaz, düşünce bile ağladığı çokkkk nadirdir o da tanımadığı birilerinin önünde düşerse utançdan ağlar ve hemen o ortamı terketmek ister bana çekmiş bu huyu iyiki babasına benzemedi :p
.Dün işteyken annem aradı Mert'in pipisi çok fena şişti acıdığını söylüyor dedi, çok korktum açıkçası hemen babamızı aradım gel beni al eve gidelim doktora götürelim dedim. Eve bir geldikki çocuk sünnet olmuş gibi yürüyor yinede acımadığını söyleyerek doktora gitmekten kurtulmaya çalışıyor. Çeşitli bahanelerle kandırıp çıktık evden hastaneye gittik idrar örmeği için işemesini bekledik saatlerce, sonuç idrar yolu enfeksiyonu yokmuş. İltihaplanma dedi doktor 2 tane merhem 1 tanede ağrı kesici verdi.
.
İlk defa o akşam çişini ağlayarak yaptı yavrum kıyamam, merhemleride sürüyoruz ama bakalım yarınıda bekleyip geçmezse bir üroloji uzmanına götürmeyi düşünüyorum. İnşallah çabucak atlatırız.....
7 Nisan 2009 Salı
........
Seren Serengil 3 ay erken dünyaya getirdiği kız bebeğini bu sabah kaybetmiş. Haberi okuyunca çok üzüldüm bu 3. bebeğiymiş kaybettiği, Allah sabır versin çok acı bişey ve bu insan bunu 3. kez yaşıyor. Herşeyde bir hayır vardır derler ya bunda da vardır elbette bir hayır. Rabbim dayanma gücü versin bu acıyı yaşayan herkese.
.
.
Allah evlat acısı yaşatmasın diyorum başkada bişey diyemiyorum.
Bende Smart Blogger'ım :))
Blog tarihinde aldığım bu ikinci ödülüm ama ilki kadar heyecanlıyım yine,
ilk ödülüm Bekir Mert'in annesi Yaseminden gelmişti şimdiki ödülüm ise İlyas Siraj'ın annesi Yeliz. Öncelikle yeni tanıştığım Yeliz' e çok teşekkür ediyorum.
Şu blog dünyası çok enteresan yüzünü bile görmediğin insanları seviyorsun ve 1-2 yazmadığında merak ediyorsun. İyiki varsın blogger hatta I LOVE BLOGGER :)
Bir sonraki yazımda benimde ödüllerim gelecek bakiim kimlere gidecek.
3 Nisan 2009 Cuma
Tükeniyorum Rabbim
Bugün email yoluyla okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Ben okuduğumda hıçkırıklara boğuldum, o kadar çok etkilediki beni hala ara ara okuyorum.
Bu günlerde biraz sıkıntı var içimde bu yazı çok iyi geldi. Gönderenden Allah razı olsun
.
.
.
Tükeniyorum Rabbim!
Tükeniyorum Rabbim! Yalnız kaldığımı düşünüp, varlığının her an, her noktada tezâhür ettiğini, beni devamlı koruyup gözettiğini, gönlümden geçenlere dahî cevap verdiğini unuttuğum zaman, “Rabbim” demeyi unuttuğum an tükeniyorum!
Tükeniyorum Rabbim! Yalnız kaldığımı düşünüp, varlığının her an, her noktada tezâhür ettiğini, beni devamlı koruyup gözettiğini, gönlümden geçenlere dahî cevap verdiğini unuttuğum zaman, “Rabbim” demeyi unuttuğum an tükeniyorum!
Diriliyorum Rabbim! Sana yaslandığım, Sana güvendiğim, Sen’inle başlayıp, Sen’inle devam ettiğim, tüm işlerimi Sana havâle ettiğim an! “Ne güzel Dost’sun” dediğim zaman diriliyorum.
.
.
.
Tükeniyorum Rabbim! Tüm sevdiklerimden; anne-babamdan, cânandan, ten kafesindeki cândan daha yakın olduğunu bilerek, ellerimi Sana açmayı, Sen’den netice, Sen’den çâre beklemeyi unuttuğum zaman! “Bu dertler neden bana?” dediğim an tükeniyorum.
.
.
.
.
Diriliyorum Rabbim! Havayı soluyup Sen’inle dolduğum, gözümü açtığımda Sen’i bulduğum, en sağlıklı irtibatı Sen’inle kurduğum, tüm dünya bana küsse de Sen’in dostluğunu ümid ettiğim an! “Kahrın da hoş , lütfun da hoş” dediğim zaman diriliyorum.
.
.
.
Tükeniyorum Rabbim! Hayat enkâzı altında kaldığımda, çekiç misâli zaman beynime vurduğunda... Hayal, ideal diye, küçük hedefler peşinde koştuğumda... Dünya meşgalesine dalıp, bir cenneti, bir azabı, bir de ölümü unuttuğumda... “Beni affet” demeyi azalttığımda tükeniyorum.
.
.
.
.
Diriliyorum Rabbim! Yandığımda Sen’inle söndüğüm, Seni hatırlayıp rûhumu güldürdüğüm, O sırlı gücünden kuvvet aldığım, Sen’inle yürüdüğüm, dua ederek Sen’inle konuştuğumda... İçimdeki tüm ırmaklar sana kavuştuğunda... Ruhum kitabın ve secdenle buluştuğunda… “Ya Rab, bırakma ellerimi” dediğimde diriliyorum. Yeniden cânlanıyor, cânıma cân katıyorum! Cânımda Sen’i buluyorum! Sen’inle huzur doluyorum!
.
.
.
Dirilişlerim, dostluğunun tercümesidir. Sen’i yâr bilişimin, yoluna serdâr oluşumun, sözlerinle hemhâl oluşumun işâretidir. Dirilişlerim, sana açılan tüm kapıların anahtarıdır... O kapılar önünde gösterebileceğim en güzel beraattır. Dirilişlerim, tüm yangınlardan firar edişim, sonu olmayan birtebessümdür! Ruhumun ebedî dosta, yegâne vuslata ilerleyişidir. “La ilâhe illallâh”,
.
.
.
Sen’den başka yok ilâh diyerek, kendimi Sana emânet edişimdir. Durdur tükenişimi. Kabul buyur dostluğuna. Dirilt beni Rabbim!..
.
.
AMİNNNN
(Alıntı)
Gönderen Mert'im zaman: 15:03 1 yorum
Etiketler: Bence;, sevdiklerim
29 Mart 2009 Pazar
bir yere kahvaltıya götürdük İzmir yolunda Ören'e yakın bir yer nefis açık büfe kahvaltı.
Ama gel görki benim zıp zıpdan bişey yiyemiyorsun, bahçedeki çocuk parkını bir gördü içeriye
girmem diye tutturdu. artık dönüşümlü ona bahçede bekcilik yaptık ve tabiki de
kahvaltı yaptırdık. İşte o günden kareler...........
tuvaletcağız :)
Çoğu postda bahsettiğim gibi bu aralar fotoğraf çektirmekten hoşlanmıyor.
Zorla gönlünü yapınca da işte böyle sinirli sinirli bakıyor ( yerim senin ben asbiyetini de seni de)





Çekiliiiinnn bre düşmanlar SARI MERT geliyor.

Çoğu postda bahsettiğim gibi bu aralar fotoğraf çektirmekten hoşlanmıyor.Zorla gönlünü yapınca da işte böyle sinirli sinirli bakıyor ( yerim senin ben asbiyetini de seni de)




en sevdiği yer , ilk defa o gün jetonlu oyuncakları çalıştırmak istedi.
Daha önceleri çalıştırmadan binerdi.

Çekiliiiinnn bre düşmanlar SARI MERT geliyor.
ama foto yok çünkü ben çekmeyi unuttum :(
Burası Altınoluk yani yeşil ve mavinin birleştiği eşsiz beldelerimizden biri.
O kadar şanslıyız ki; bol piknik alanları , safariler, tekne gezintileri, uçsuz bucaksız plajlar
Bu arada bu oğlumun uyku modudur. Ama direnir 1 olmadan uyumaz
benim fındık faresi.
.
.
Asla sevmediğim şey evdeki eşyaların örtülmesiydi ama malesef
bende uygulamak zorunda kaldım her gün halı koltuk silemedim yani.
Evde her akşam vukuat var çünkü, ya çay dökülür ya kahve ya meyve suyu.
O kadar şanslıyız ki; bol piknik alanları , safariler, tekne gezintileri, uçsuz bucaksız plajlar
hepsi sanki burada aynı yerde toplanmış. Kışın sıcaklık en fazla -3 falan olur o da geceleri.
Kar olmaz ama illaki görmek istersen 5-6 km yol gidip kazdağı yada hanlarda eşsiz kar keyfi
yapabilirsin. Yani 4 mevsimi yaşanır bizim buralarda.
24 Mart 2009 Salı
Gecikmiş bir sürü foto
Bunlar doğum günü fotolarımız yani ta 1 ay öncesi yani 28 şubat'a ait.
Bu doğum gününde özel bişeyler yapmadık sakince kendi kendimize kutlayıverdik işte, Annane-dede, Babanne-dede, Büyükanne-büyükdede, benim 2 teyzem ve çocukları birde Müjgan teyzemiz Hakan amcamız ve oğlumun sevgili arkadaşı Nilsu. Tabii birde bizim çekirdek ailemiz :)
3 çeşit pastamız, pizzalarımız, kurabiyelerimiz ve içeceklerimiz vardı. Patamız soldan sağa Babanne, anne,ve annenin teyzesi yani Asiye teyzeye ait. ( Bu arada anne yapmadı aldı ama :P)
dip not: Oğlumun süper saçları vardır, arkadakiler havaya kalkar bu aralar berbere gitmeyi kesinlikle reddettiği için özgürrrce dalgalanıyorlar. :)
İşte mumları tek tek üfledi oğlum bu kez bundan önceki doğum günlerinde hep mumu eline almak isterdi anladım; artık büyümüş.
Daha sonra hediyelerimizi açtık tek tek , galiba çocukların en sevdiği aşaması bu özel günlerin. Biz anne-baba olarak hediye vemedik oğlumuza bu doğum gününde çünkü aldığımız hediyeyi bir akşam öncesinden vermiştik dayanamadık işteeee.Bu oynadığı arabayı Fatma teyzemizin oğulları almış, çok sevdik farlarını ve kapılarını açıp kapatıyor müzik eşliğinde haa birde dans ediyor.
Bu arka fonda görünenler annane ve dede birde doğum günü çocuuuu. Malesef asla fotoğraf çektirmek istemediği için böyle bişey yapıverdim. Maksat 3. yaş günü hatırası olsun.
Bu bisiklette annane ve dede den, geçen yaz boyunca hep bu boy bisikletlere saldırdı durdu. Kendi bisikleti bebek bisikletiymiş ona artık binemezmiş. Neyse bu yaz rahatız en azından başka çocuklarınkine sarkmaz. Ayaklar tam yetişmediğinden yarım pedal yaparak sürebiliyoruz.
Bunlarda cicilerimiz ışıklı spor ayakkabılar Asiye teyzemizden, Lacivert eşofmanlar sağ alttaki Fatma Teyzemizden, diğer sweat ve eşfman takımı babanne ve dedemizden, birde Nilsu nun hediyesi kazağımız vardı ama buraya koyamamışız.Gönderen Mert'im zaman: 12:48 3 yorum
Etiketler: Doğum günü, Mertcik, sevgi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









