31 Ocak 2009 Cumartesi

Evimizden....

evimizin her akşam ki hali :)

önce bütün arabalar sıralanır , annesi acaba bazılarını yoketmiş mi diye bakılır, eksikliği hissedilen oyuncak hemen sorulur " ANNE BU YARIŞ ARABASI AMA HANİ DAHA BÜYÜĞÜ VARDI YA O NERDE" diye.

Evet başka bir akşam yine aynı manzaralar...

birde tırnak yiyiyoruz nasıl atlatırız bu durumu bilemiyorum. Kurban bayramından beri hiç tırnaklarını kesmedim desem doğrudur. Lütfen bu konudaki görüşlere ve çözüm önerilerine çok ihtiyacım var :(


Seç beğen al...

Şu tırnaklarla çokkkk sorumuz var çokkk , Allahım sen yardım et.

Sonunda ayakkabılığımızı temizledim bir sürü gereksiz ayakkabıyı ihtiyaç sahiplerine vermek için ayırdım. Ve artık pırıl pırıl bir ayakkabılığa sahibim.
Bunlarda oğlumun artık kullanmadığımız bebeklik ayakkabıları amaaa bunları dağıtmaya içim el vermiyor oyüzden bunları küçücük bir kutuya koydum. Açıp açıp bakıp koklamak için....

Şu ortada görülen kırmızı antenli yaratıkcığın olduğu ayakkabıyı oğlum daha küçücükken almıştım, aldım eve geldim hemen giydirdim baktım birazcık büyük gibi , bir kaç ay sonra giymesi için kaldırdım . Ama daha sonra evi ne kadar deşsemde :) bulamadım yani böyle hiç giyilmeden tek başına kalakaldı.

16 Ocak 2009 Cuma

3' e sayılı zaman kala...



Oğlum'a ;

Metin Rengi Bugün tam 2 YIL ,10 AY, 4 HAFTA,19 GÜNLÜK sün yani 3 yaşında kocaman adam olmaya sayılı haftalarımız kaldı. Geçen yıldan daha olgunsun artık herşeyi anlayabiliyor ve anlatabiliyorsun. Anlatamadığın tek bir kelime ve cümle yok, en ince ayrıntısına kadar paylaşıyorsun ben akşamları eve gelince mesela dün " SENİN YANINA GELCEKTİM AMA ÇOK YORULMUŞTUM , EVDE BİRAZ DİNLENEYİM ZATEN ANNEM AKŞAM GELCEK DEDİM" dedin. Gözlerinin içine bakınca o kadar heyecanlı ve coşkulu anlatıyorsun ki ; ömrün boyunca hep seni dinleyebilirim.


Bu senenin sonlarına doğru yani yaklaşık 2-3 aydan beri oyuncaklarınla oynayabiliyorsun. Hiç sıkılmadan onları sıralayıp bizden satın almamızı istiyorsun. Ne kadar dediğimizde hep aynı rakam "2.5" . " E be oğlum uçakla motorsiklet aynı fiyatmı olur " deyince " Anne o uçak bosuk zaten" diyorsun.


Bütün oyuncakların odanın tam ortasına sıralanıyor koridora kadar upuzun bir konvoy oluşuyor ve bunları bozmak yasak sadece satın alabiliriz. Sürekli konuşuyorsun " ANNE NERDEN GEÇMİŞTİN BOZMADAN GEÇTİN DİMİ, BÖÖÖLEE ÜSTÜNDE HOPLASAYDIN KEŞKE, YOKSA ÖYLE Mİ YAPTIN, AFERİN ANNEME BE BOZMAMIŞ OĞLUNUN OYUNCAKLARINI" .

Hele ben işten gelince "SARIL MİNİK OĞLUNA, SIMSIKI SARIL ANNEM BENİM" diye sokulmana bayılıyorum. Üzerime çıkmanı, saçlarımı yolmanı bile şeviyom senin ben pamuk prensim.


Artık benim bacağıma yapışmıyorsun , babanlada zaman geçirebiliyorsun yani artık tamamen alıştın akşamları gelince tekrar işe gitme diye bişey olmayacağına. Bende artık sen biraz babanla top oynarken bulaşıklarımızı toplayabiliyorum.

Ve doğduğundan itibaren hep BEŞİKTAŞ lı kıyafetler , ayakkabılar , önlükler v.s. kullanmana rağmen GALATASARAY lı oldun. Ama yine de babanı kırmamak için " BEŞİKTAŞIDA SEVERİMDEEEE AMA CİMBOMLUYU İŞTE" diyorsun ( Anne FB, Baba BJK, Ve afacan Mert GS yani şu anda tam bir kültür mozağiyi mevcut evimiz de :p)

Ama değişmeyen tarafların da var :

UYKU: Hep aynı hatta kötüye giden uykuya dalma süreci. Artık kesintisiz uyuyorsun geceleri hiç kalkmadan , 2,5 -3 gibi ben seni WC ye götürmek için kaldırıyorum ve sonrasında yatağına koyunca yine uyuyorsun. Ama uyuma sürecin hala çok sancılı GEÇ,KANDIRMACAYLA ve çoğu zamanda şarteli indirip aaaa kesilmiş elektrikler ah,vah,tüh diyerek.


YEMEK: Hala acıkmayan bir bünyen var, sevinsem mi üzülsemmi bilemediğim bir durum var birde o da abur cubur bile yememen. Çikolata, büsküvi, Danone, v.s. gibi ıvır zıvırlar. Hani yememen çok güzel belki ama bazen keşke yeseydi beee dediğim zamanda olmuyor değil hani.


Çikolatayı arada sırada yiyorsun ama hepsini değil yanlızca kaliteli olanlarını ( kime benzedin acep :p )


İNATÇILIK: Hala inatçısın çok inatçısın çokkkkk ama çok tatlısında ikisi birbirini dengeliyo işte.


BİZ YİNE SENİN VARLIĞINDAN HABERDAR OLDUĞUMUZ GÜNDEN BERİ SENİ ÇOKKKK SEVİYORUZ

Hepsini şimdi yazmıyorum kuzu kulağım benşm ara ara sokuşturucam böyle uzun olmasın diye.

Bebek DVD leri zararlıymış....


Dün gatede okuduğum bir haber bayağı şaşırttı beni, araştırmaya göre "Baby Einstein", "Brainy Baby" ve bizdeki versiyonuyla "Dahi Bebek" gibi bebeklerin hafıza ve dil gelişimlerini güçlendirmek için üretilmiş videoların bebeklere yarardan çok zarar verdiği belirtilmiş.


İngilterde yayınlanan Daily Mail gazetesinin haberine göre yapılan 80 araştırmanın değerlendirilmesi sonucu , küçükken çok TV izlemek hiperaktivite ve unutkanlık ihtimalini arttırıyormuş.


Bir başka araştırma, söz konusu DVD leri izleyen 7 ila 16 aylık bebeklerin, TV izlemeyen akranlarına göre daha az kelime bildiğini saptamış. DVD yada TV başında geçirilen her 1 saat 6 kelime daha az öğrenilmesine yol açıyormuş.


Daha ne duyacağız kimbilir neye inanacağımı şaşırıyorum bazen. Gerçi benim oğlum bunların hiç birisiyle ilgilenmedi çok eğlenceli ve bebeklere hitap etmesine rağmen "BABY EİNSTEİN" onun dikkatini 4 sn den fazla çekmedi. Allah a şükür televizyonda izlemezdi ama 6 - 7 aylıkken çok rahat anne-baba-dede-mama-bubu (Su) diyebilirdi.
Eğitici programlarda yok değil aslında var tabi ki özellikle ben TRT ÇOCUK kanalına bayılıyorum. O kadar dikkatli seçilen programlar ve çizgi filmler varki, hiç rastlamadım kötü bir kelimeye yada ölüm kalım savaşlarına. ( Akşam yemeği öncesi ve sonrası 6-8 arası oğlumla oturup izliyorum da. )
Bu arada oğlumun en sevdiği çizgi filmleride eklemek istiyorum belki büyüyünce gösterme imkanım olabilir.

4 Ocak 2009 Pazar

HAYAT BİR ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI?

Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı'insan yetiştirmek' olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak.Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın.


İşine zaman harcarsanişinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan daondan karşılığını alırsın.

Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını...
Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı,birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?'demeden...

Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamandakaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galipolanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret.Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini,kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu.

Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyitüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret.Kitaplardan keyif almasını.Ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını , ama okumayı sevmesini öğretona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geçal ona bilgisayarı.Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver,sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.

Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arılarınbizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendiiçindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprakkokusundan keyif almasını sağla.

Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gecesevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerinesarılırlar,bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine...

Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çokdaha keyifli olduğunu öğret.Alın terine saygıyı öğret ona.

Aşk acısı çekmenin hiç âşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunuöğret.Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izinvermemesi gerektiğini öğret,başkalarını da kendi doğruları üzerindenyargılamamayı. ...

Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendieleğinden geçirmesi gerektiğini öğret.Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.Hayatı sorgulamayı öğret ona...
Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.Yapabilirse bunu en büyük fiyatasatmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğiniöğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıykendik durmasını.

Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret.
Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı...'İstemiyorum','hayır' demeyi öğret ona, istediğinde ise 'istiyorum' demeyi.

Sevdiğinde ise'seni seviyorum' diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolonve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını...

Sorgusuz sevmeyi... El yazısı ile notlar yazmayı... Lafı dolandırmamayı ....Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını.

İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bilekendine vakit ayırması gerektiğini öğret... Ama en çok da kendinisevmesini öğret... Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini...Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini.. .Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun içinyemek hazırlamayacağını...Hayatta her şeyden çok kendisinin önemliolduğunu öğret ona...

2 Ocak 2009 Cuma

Mimlendim :)

Sevgi SEYBE beni mimlemiş.Bu benim ilk mim'im çokkk heycanlandım bende. Hadi hemen sorularımıza geçelim

1- En sevdiğim kelime ; oğlumun bana üzerine basa basa annnneeemmm diye seslenmesi.
......
2-En nefret ettiğim kelime; Sonra bakarız aşkım (kocam tarafından)
.....
3- Beni ne heycanlandırır ; Beni 5. yıla yaklaşmış olsak da kocamla baş başa yemeğe çıkmak hala çok heycanlandırır. ( Daha bir çok şey var ama en çok kalbimin çarptığı bu )
.....
4- Heyecanımı öldüren şey; Büyük bir emekle yaptığım bişeyin farkına varılmaması :(
.....
5- En sevdiğim ses(ler) ; Ezan sesi, su sesi, çocuk sesi
.....
6- En nefret ettiğim ses; Korna sesi
.....
7- Hangi mesleği yapmak istemem ; Hemşirelik (hiç bana göre değil)
.....
8- Sahip olmak istediğim doğal yetenek; gitar çalıp şarkıda söyleyebilmek ( Sesim berbatttt)
.....
9- Kendim olmasaydım; yok yok ben yine kendim olayım. ( Seviyom ben beni)
.....
10- Yaşamak istediğim yer ; kocaaamann bir bahçesi olan bir ev (Aminnn)
.....
11- En önemli kusurum ; Aceleciliğim (Hemen herşeyi oldu bittiye getiririm)
.....
12- Bana en fazla keyif veren kötü huyum ; Gece geç yatmayı sevmem (Sabah kalkıp işe gitmek ölüm geliyo)
.....
13- Kahramanım kim; ANNEM
.....
14- En çok kullandığım küfür ; Küfürden nefret ederim ama "manyakmısın olumm sen" derim bu sayılırsa .
.....
15- Şu anki ruh halim; mutlu :) yarın cumartesi.
.....
16- Hayat felsefem ; Evdeki huzur , zenginlik budur .
.....
17- Mutluluk rüyam ; Benimde Seybe gibi araba kullandığım rüyalar. ama yakında gerçek olacak yupppi :p
.....
18- Mutsuzluğumun tanımı; Bazen kendimi çok yanlız hissederim, bu beni çokkk üzer.
.....
19- Nasıl ölmek isterim ; Oğlumu büyümüş pırıl pırıl bir adam olmuş ve evlenmiş gördükten sonra yatağımda ve imanla.
.....
20- Öldükten sonra Allah'ın bana cennet kapısında ; "Sende iman dolu halis kullarımdan birisin seni ve sevdiklerini cennetime kabul ediyorum" demesidir. (Aaaaminnnn ya rabbim)

İŞTE BU KADAR SEYBE CİM ÇOK TEŞEKKÜR EDRİM SANA BENDE "GAMZELİ ANNE" VE "ZEZE İLE UCİ" Yİ MİMLİYORUM.


YA BİR DE NASIL BAĞLANTI VERİYORUZ BLOGLARA BİR TÜRLÜ YAPAMADIM BEN.

(Yaptım yaptım yuppi, teşekür ederim sevgili Seybe)

31 Aralık 2008 Çarşamba

Vahşetttt

Günlerdir tv yi izlememeye çalışıyorum; gördüğüm bu insanlık dışı görüntüler beni kahrediyor. Biliyorum; çok üzüldüm ,kınıyorum,boykot ediyorum demek çok yetersiz ve gereksiz bunlarla vicdanımız rahatlıyormu sanki.
..............
Ben uzun yıllardır aldığım ürünlerde TM damgasını ararım ama vazgeçemediklerimizde var yine içinde. Ama bunlarda yetmiyor ya yetmiyor artık bu kadar kişinin bir hiç uğruna ölmesini yinede engelleyemiyoruz.
...............
Nerde bu dünya ya nerde AMERİKA masum bebecikler hayatının baharında insanlar katlediliyor, dayanamıyorum artık lütfen bişeyler yapılsın bu durdurulsun artık. İçim o kadar acıyor ki şu anda kelimelere dökemiyorum.
................
Yeni yıl kutlamaları için verilen reklamları görünce yazık diyorum ya , yazık bize insanlığımıza yazıklar olsun. Dünyanın bir tarafındaki masum kardeşlerimiz ağlayarak cansız bebeklerine sarılırken biz 10-9-8............heyyooo 20009 diye bağırabilip sevinç çığlıkları atabiliyorsak yazıklar olsun bize.
.................
Demek ki; acıya bu kadar alışmışız artık yanımızda biri vurularak yere düşse şöyle bir bakıp geçip gidicez evimize. Ben böyle bir hayat istemiyorum.
................
Oğlumun böyle büyümesini istemiyorum, bu kadar duygusuz ve acımasız olmasın. Haberlerde ağlayan ölen yakınlarına sarılanları görünce soruyor bana" ANNE NEDEN AĞLIYOR" ben ise boğazımda kocaman bir düğüm ve birden akan göz yaşlarımla cevap vermeye çalışıyorum "babası ölmüş annecim o yüzden ağlıyor" tekrar soruyor "ALLAH MI ALMIŞ YANINA ?" CEVAP: !!!!!!!!! aaa hadi oğlum bak arabaya bu zürafayı bindirelim hadi..
................
Söyleyemiyorum ki, oğlum bu dünyada çokkk cani var bunlar birinin can vermesiyle mutlu olan yaratıklar insan değil onlar HAYVAN.

22 Aralık 2008 Pazartesi

Unutulanlar :(

Evde kendi kumpirimizi kendimiz yaparız, ama tabi ki kasede oluyor bizimki. Olsun yinede biz ailecek bayılıyoruz buna. Çok besleyici olduğu için özellikle kışın haftada 2 kez yapmaya çalışıyorum.

Süpermarketteki atlara bir türlü rahat vermedi benim küçük redkid im

Bu fotolardada oğluşumla köstebek pasta yapışımız yer almaktadır.
Ama özellikle bu fotoda saçlarını kestirmemek için inat eden oğlumun saçlarını görüntüledim.
Bebekliğinden beri başının en üstündeki saçları (1 tutam kadar) havadadır. Ne yaparsan yap yatışmaz onlar :) Ama çok tatlılar TAVUS KUŞU gibi.

İşte buda final anı.


links

About This Blog

links

About This Blog

Blogger templates made by AllBlogTools.com

Back to TOP